İlköğretime Hazırlık ve Okulöncesi Programı

İlköğretime hazırlık ve ilköğretim programları kapsamında; okula hazır bulunuşluğun ta­nımı ve önemi, okula hazır bulunuşlukla ilgili yaklaşımlar, okula hazır bulunuşluğu etki­leyen faktörler, ilköğretim programlarının özelikleri ve okul öncesi programı ile karşılaştı­rılması, okul öncesi eğitimin temel ilkeleri, çocuğu tanımada kullanılan teknikler konuları özetlenmiştir.

OKULA HAZIR BULUNUŞLUĞUN TANIMI VE ÖNEMİ

Son yıllarda okula hazır oluşluk kavramının üzerinde sıkça durulsa da okula hazır olmak ya da okul olgunluğunun ne olduğu konusu hâlâ tartışılmaktadır. Amerika’da 1997 yılında yapılan Ulusal Eğitim Hedefleri Paneli’nde (Anonymous, 1997) ortaya çıkan önemli kav­ramın, okula hazır bulunuşluk kavramının olduğu ifade edilmiştir. Bu panelin sonuçları, erken çocukluk eğitiminin ve okul hazır bulunuşluğunun öneminin anlaşılmasını sağla­mıştır. Bu sonuçlar da sosyal politikaların değişmesine neden olmuştur.

Okula hazır oluş; çocuğun yaşına paralel olarak gelişiminin yanı sıra öğrenme yaklaşım­ları, kavrama ve genel bilgi düzeyi konusunda aile ve çevresinin desteği doğrultusunda kendinden beklenen gerekli bilgi, beceri ve tutum seviyesine ulaşmasıdır.

ilköğretime hazırlık; çocukların bütünsel gelişimlerinin desteklenerek ilköğretim için gerekli becerilerin kazandırıldığı sistemli çalışmaların bütünüdür.

Aileler, öğretmenler, okul idarecileri ve politikacılar, çocukların okula başlarken öğrenme­ye hazır olup olmadıkları konusunda endişe duyarlar. Yaş, genellikle okula başlamada önemli sayılan belirleyici unsurlardan biridir. Çocukların okula başlama yaşları ülkeden ülkeye farklılık göstermektedir. İngiltere’de beş yaş, zorunlu eğitime başlama yaşı iken İsveç ve Finlandiya’ da yedi, İrlanda, Portekiz ve İtalya’da altıdır. Türkiye’ de okula başla­ma yaşı 66 ay olarak kabul edilmiştir.



Yaşın yanı sıra çocukların okula hazır oluşluğu ile ilişkili farklı değişkenler vardır. Öncelikli olarak çocukların bireysel farklılıkla­rını kabul etmek ve çocuğun gelişimini olumlu yönde desteklemek önemlidir. Bu destek­te, çocuğun içinde bulunduğu çevrenin ona uygun ortamı sağlaması önemlidir. Öncelikli olarak okula hazır oluşlukta çocuğun nitelikli bir okul öncesi eğitimi almasının çocukların, sosyal-duygusal becerilerini aynı zamanda da bilişsel becerilerini destekleyerek, okul olgunluğunun kazanımı üzerinde etkili olduğu belirtilmektedir.

Uzmanlar okula hazır bulunuşluğu, çocukların bilgi ve becerilerini duruma uygun olarak kullanabilme yetisi olarak tanımlamaktadır. Okula hazır oluş durumunu destekleyen çalışmalar, okul öncesi dönemdeki çocukların eğitimlerinde diğer etkinliklerin yanı sıra onların algılayabilmelerini, dikkatlerini toplayabilmelerini, hatırlayabilmelerini, problem çözme, el-göz koordinasyonu ve kalem tutma becerilerini geliştirebilmelerini içerdiğini ifade etmektedir.

OKULA HAZIR BULUNUŞLUKLA İLGİLİ YAKLAŞIMLAR

Çocukların okula hazır oluşlukları ile ilgili dört yaklaşımdan bahsedilmektedir. Bu yaklaşımları aşağıda kısaca açıklamıştır:

Doğal (Nativist/Maturationist) Yaklaşım: Okula hazır oluş, çocuğun içindeki bir feno­men olarak görülür, bu durum çevreden etkilenmez ya da az etkilenir. Çocuk tahmin edi­lebilir aşamalardan geçerek gelişir. Bütün çocuklar doğuştan getirdikleri genetik özelik­lerin izin verdiği oranda benzer aşamaları izlerler. Bu yaklaşıma göre dış etkenler geçici olarak çocuğun üzerinde pozitif veya negatif etki yaratmalarına rağmen bu etki çocuğun gelişimi üzerinde önemli bir fark yaratmayabilir.

Empirik ve Çevreci Yaklaşım: Bu yaklaşım, çocuk okula başlamadan önceki yaşamış olduğu zorunluluklar üzerine yapılanmıştır. Ayrıca bu yaklaşım, renkleri ve şekilleri bil­me, ismin nasıl yazıldığı ve birden ona kadar sayma becerileri gibi, öğrenmenin dışa vurumları üzerine odaklanmıştır. Çocuklar bu becerileri öğrenebilmeleri için eğitilmeli­dirler.

Sosyal Yapılandırmacı Yaklaşım: Bu yaklaşıma göre toplum ve çevrenin çocuğun ya­şamında okula hazır oluşluğunun değerlendirilmesinde geçerli bir gereklilik olduğu düşü­nülmektedir. Bu yaklaşım hazır oluşun çocukla ilişkili bir durum olduğunu reddetmektedir. Ayrıca hazır oluşluğun bir yapılandırmacı fikir olduğunu ve toplum aile ve okul tarafından bunun düzenlenmesi gerektiğini vurgular. Bu görüş hazır oluşluğun, bir toplum­dan bir diğerine değişebileceğinin altını çizmektedir.

Etkileşimci Yaklaşım: Çocuğun şu andaki bilgi, beceri, yetenekleri ve öğrenme durumlarının yeniden düzen­lenmesi üzerine odaklanır. Çocuğun gelişimi içinde bulunduğu çevrede, neyi öğretmenin ve öğrenmenin değerli olması gerektiği üzerine durur. Bu faktörler, okula hazır oluşta çocuğun yapılanmasında öncelikleri oluşturur. Ayrıca çocuğun okula hazır oluşu için ai­lelerin bu duruma hazırlanması, ailelerin erken dönemden itibaren çocuğun büyüme ve gelişmesi için çocuğa öğrenme deneyimleri kazanımını desteklemesini içerir.

OKULA HAZIR BULUNUŞLUĞU ETKİLEYEN FAKTÖRLER

1-Fiziksel Sağlık ve Motor Koordinasyon:

Çocukluk dönemini yetişkinlikten ayıran en önemli özellik sürekli bir büyüme ve gelişme durumunun olmasıdır. Doğum öncesi ve doğum sonrasında birçok etmen büyüme ve gelişmeyi etkileyerek, yavaşlamasına ya da durmasına neden olabilir. Bu etki, ne kadar erken dönemlerde meydana gelirse, o kadar belirgin ve kalıcı olur. Ancak, gelişim dö­nemlerinde etkili olan etmenlerin kontrolü ve alınacak önlemler sayesinde çıkabilecek sorunlar önlenebilir. Bunun sonucunda, çocukların duygusal, fiziksel ve zihinsel yönler­den sağlıklı bireyler olarak yetişmesi sağlanabilir.

İlköğretime hazır oluşu etkileyen faktörlerden ilki fiziksel faktörleri içermektedir. Çocuğun genel sağlık durumu, büyüme ve gelişmesi, kaba ve ince motor gelişim seviyesi çocuğun fiziksel özeliklerini kapsar. Bu özellikler çocuğun doğum öncesi doğum anı ve doğum sonrası içinde yaşadığı koşulları da içine alır. Çocukların bu dönemlerde yaşadıkları olumsuzluklar, gelişme geriliğine veya kalıcı zihinsel geriliklere yol açabileceğinden okul başarısı üzerinde etkileri olabilmektedir.

Çocuğun okula hazır oluşunda motor koordinasyonun yeterli olması da fiziksel sağlık ka­dar önemlidir. Çocuğun, akran etkileşimini sağlayan basketbol gibi farklı oyunları kapsa­yan kurslara devam etmesi desteklenmelidir. Bunlara ek olarak okula hazır oluşta çocuğun duyuşsal özeliklerinin incelenmesi de ge­reklidir. İşitme problemi yaşayan bir çocuk öğretmenin yönergelerini anlayamayacağın­dan dersi takip etme ve öğretmenine geri bildirim vermekte zorlanacaktır. Yine görme problemi olan çocuk harfleri kopya etmede, okuma becerilerinde yetersizlikler göstere­çektir.

2-Sosyal Duygusal Düzenleme:

Çocukluk yaşamında en önemli süreçlerden biri sosyalleşmedir. Sosyal gelişim bireyin kendisi ve başkaları ile iyi geçinme, olumlu etkileşim kurma yeteneğini kazanması ile gerçekleşir. Sosyal gelişimin doğumla başlayan ve yaşam boyu devam eden, kişinin yaşadığı toplumla uyumunu sağlayan bir süreç olduğu söylenebilir.

İlkokula başlayan çocuklar yeni ve geniş bir sosyal çevrenin içinde kendilerini bulurlar. Bir geçiş dönemi olan bu yaşta, bedensel ve psikolojik kaynaklı bazı temel değişiklikler dikkat çeker. İlkokula başlaması ile çocuk, okul öncesi döneme oranla daha fazla çocukla ilişki kurmaktadır. Bunun yanı sıra bu dönemde aile ilişkilerinin zayıfladığı bireysel oyun­ların yerini grup oyunlarının aldığı görülür. Bu dönemde çocuğun sosyal ilişkilerinde, öğ­retmeni, arkadaşları ve özellikle ailesi ile kurduğu yakın ilişkiler ön plana geçer.



Çocukların okula başlamadan önce sosyal yeteneklerinin geliş­mesinin önemli olduğunu vurgulanmaktadır. Çocukların geliştirdiği sosyal özelikler kontrol listeleri ile değerlendirilebilmektedir. Bu özellikler ve yetenekler, bireysel özellikler, sosyal beceriler, akran ilişkilerindeki yeterlikler olarak sınıflandırılmıştır.

Bireysel özelikler: Bireysel özeliklerin sosyal olarak yeterli olabilmesi için, çocukların genellikle, pozitif bir duygu durumunda olmaları, çoğunlukla yetişkinlere bağımlı olma­maları, okula ve sınıfa istekli gelmeleri, tersliklerle uygun bir şekilde başa çıkabilmeleri önemlidir. Çocukların ayrıca empati yeteneklerinin ve bir veya iki tane pozitif ilişki kurduk­ları arkadaşlarının olması olumlu sosyal gelişimin belirleyicilerindendir.

Sosyal beceriler: Sosyal becerileri tanımlarken çocuğun genellikle diğerlerine karşı po­zitif bir yaklaşım içinde olması, hareketlerinin sebeplerini açıklayabilmesi, uygun olarak hakkını koruyabilmesi, grup içine başarı ile dahil olabilmesi, sinirli olduklarında veya ha­yal kırıklığına uğradıklarında bu durumu diğerlerine zarar vermeden çözümleyebilmesi, farklı konulara ilgilerini göstermek için çeşitli tartışmaların içine girebilmesini örnek ve­rebiliriz.

Akran ilişkileri özelikleri: Bu özellikler; diğer çocuklar tarafından oyuna davet edilme ya da bazen arkadaşlarını oyuna davet edebilme ve bazı çocukları arkadaş olarak isimlendirebilmelerinden oluşmaktadır.

Çocukların okula hazır oluşunda sosyal-duygusal gelişimlerindeki yeterlilikler önemli rol oynamaktadır. Özelikle aile – çocuk etkileşimi ve anneden ayrılamama kaygısının düzeyi çocuğun okula adaptasyonunu etkilemektedir. Çocuk ailesiyle sağlıklı bir bağlanma ilişki­si kurmuşsa okula adaptasyonu da o kadar kolay olabilmektedir. Bu nedenle ailelerin çocuğun okula hazır oluşluğunu desteklemeleri önemlidir.



Öncelikli ola­rak çocuğa okula başlamadan önce diğer çocuklar ile düzenli etkileşimde bulunma fırsatı verilmelidir. Böylece çocuk akranları ile iletişim kurma becerilerini geliştirecektir. Oyun, çocukların akranlarıyla iletişim kurmasını destekleyen en önemli araçtır. Ayrıca çocuk oyun içinde kaybetme ve kazanma duygusunu öğrenebilmektedir.

3-Bilişsel Özelikler:

Bilişsel gelişim, çocuğun dünyayı tanıması, anlaması, yeni bilgi ve beceriler öğrenmesi, öğrendiklerini hatırlamasını içerir. Bunların yanı sıra problem çözme ve algı­lama gibi süreçlerin gelişimini açıklamaya çalışır. Biliş, insanın algılamasını, yorumlamasını, yargılamasını sağlayan bilgi edinme gücü ve sürecidir. Bi­lişsel gelişim ise bireyin dünyayı anlama ve öğrenmesini sağlayan aktif zihinsel faaliyet­lerdeki gelişim olarak tanımlanabilir.

Bilişsel gelişim, düşünme ve kavrama sisteminde oluşan gelişmeleri içermekte olup akıl yürütme, algılama, bellek ve dilde oluşan değişimleri vurgulamaktadır. Okul öncesi eği­tim programlarında yer alan görsel algılamayı destekleyici, nesne-resim arasındaki ben­zerlikler veya farklılıkları bulma, geometrik şekillerin ya da resimlerin eşleştirilmesi gibi çalışmalar, okula hazır oluş için önemlidir. Bu etkinlikler çocukların harf ve kelime analizi yapmalarını sağlayarak, kelime biçimlerini tanımalarını ve analiz etme becerilerinin geli­şimini desteklemektedir. Çocukların yaptıkları çizme, boyama ve resim yapma ile yaptığı resimlerdeki olayları anlatma gibi etkinlikler görsel-motor algının gelişimini destekler. Bu tür etkinlikler vasıtası ile çocukların, dil deneyimlerini kazanma, yer yön tayin etme, el göz koordinasyonu kurma gibi ilköğretime hazır oluş için gerekli olan becerilerinin geli­şimi sağlanır. Çocuklara genellikle beş yaş civarında verilmeye başlanan bu çalışmalar, onların bilişsel ve psiko-motor gelişimleri açısından istenilen davranışları kazanmalarına yardımcı olmaktadır. Okul öncesi dönemde, zengin okuma-yazma deneyimi kazanmış olarak ilköğretime geçen çocukların ilköğretimdeki başarıları da olumlu yönde olacaktır.

4-Dil Gelişimi:

Çocuklarda dil ve konuşma gelişimi, doğar doğmaz başlar ve özellikle yaşamın ilk üç yılında beynin gelişmesi ve olgunlaşmasına paralel olarak hızlı bir ilerleme kaydeder. İletişim açısından zengin, çevresindeki bireylerin ses ve konuşmalarıyla beslenen, kendi iletişim ve konuşma çabasına yanıt alabildiği bir ortamda yetişen bir çocuk, bu süreçte dil ve konuşma açısından çok büyük bir yol kat eder. Dil ve konuşma; doğal iletişim or­tamlarında, insanoğlunda varolan yeteneğin, modelleri dinleme, taklit, paylaşım ve geri bildirimle pekiştirilmesi sonucunda kazanılır. Dilin kazanılması ve gelişimi konusunda çalışan dil bilimciler özelikle okul öncesi yılların dilin kazanılması konusunda önemli yıllar olduğu konusunda görüş birliğine varmışlardır.

Dil gelişimi, zihinsel gelişimin bir parçasıdır. Dil gelişimi yazılı veya konuşmaya yöne­lik sözel iletişimi kullanma becerisine ait gelişimi ve değişimi ifade eder Dil gelişimi, eğitim öğretimde öğrenmenin gerçekleşmesi için önemli bir araçtır. Öncelikli olarak dil, çocukların okula hazır oluşluk becerilerinde önemli bir alandır. Çocuklar okuma yazma­ya başlamadan önce dinlemeyi ve konuşmayı öğrenmektedirler. Özelikle ifade edici dili geliştirmek için çocuğun diğer çocuklarla iletişime geçebileceği, kendi duygu ve düşüncelerini ifade edebileceği deneyimlerini ve izlenimlerini paylaşabileceği uygun ortamlar hazırlanmalıdır. Hikâye okuma ve tamamlama çalışmaları, yeni bir hikâye oluşturmaya teşvik, şiir okuma ve dinleme, açık hava oyunları, inceleme gezileri, dramatik oyunlar, fen ve doğa çalışmaları gibi etkinlikler çocukların ifade edici dilinin gelişimini destekleyen çalışmalara örnek olarak verilebilir.

5-Kurallar:

Okula hazır oluşlukta çocukların kuralların farkına varmaları önemlidir. Bunlar tam ve kesin olarak, çocuğun sırada oturması, eşyalarını organize etmesi, ödevlerini not ederek zamanında yapması ve zil çalınca sınıfta olmak gibi becerileri içerir. Çocukların birçok becerileri gerçekleştirebiliyor olmaları okul hazır oluşluk düzeyi üzerine etki etmektedir.

6-Yaş ve Hazır Oluş:

Araştırmalar ve okula hazır oluşun tanımlanmasının karmaşıklığına rağmen, okula baş­lama için yaş hâlen önemli bir kriter olarak kullanılmaktadır. Bununla birlikte bireysel ve toplumsal farklılıklar okula hazır oluş üzerinde etkilidir. Hazır oluş bir toplumdan diğerine değişiklik gösterebilir. Bunun sebepleri aşağıdaki şekilde açıklanabilir:

Çocukların okula başlamasıyla toplum tarafından çocuklardan ilk olarak yüksek başarı ve sosyal yeterlilik göstermeleri beklenmektedir.

Okula başlama yaşı ile coğrafik yerleşim ve sosyo-ekonomik düzeyin ilişkili olduğu bilinmektedir. Sosyal güvencede yaşanan finansal sorunlar, okula başlama yaşında güç­lükler yaşanmasına yol açmaktadır. Özelikle az gelişmiş ülkelerde ailelerin yaşadığı ekonomik sorunlar, kız çocuklarının okula başlatılması ile ilgili güçlükleri de berabe­rinde getirmektedir. Ayrıca düşük sosyo-ekonomik seviyedeki aileler erken dönemde çocuklarını okula yolladıklarında yoksullukla bağlantılı olarak çocukların eğitim ve gelişim seviyesinde oluşan yetersizlikler okula hazır oluştuğu da olumsuz yönde et­kilemektedir.

Birçok ülkenin eğitim sisteminde çocukların okula başlama yaşı kesin olarak ifade edil­miştir. İsveç ve Finlandiya’da yedi, İrlanda, İspanya, Portekiz ve İtalya’da altı, İngiltere’de beş yaş zorunlu eğitimin başladığı yaşı gösterir. Türkiye’de de okul öncesi eğitime baş­lama yaşında herhangi bir değişiklik yapılmamıştır. Yeni sistem gerçekleştirilmeden önce 37 – 72 ay arasındaki çocuklar okul öncesi eğitim alabiliyorlardı. Şimdi de 36 ayını ta­mamlamış çocuklar okul öncesi eğitime başlayabileceklerdir. Ancak zorunlu temel eği­time başlama yaşı değişmiş olduğundan üst sınırda bir değişiklik söz konusudur. Buna göre, 30 Eylül 2012 tarihi itibariyle Türkiye’de 37-66 ay arasındaki çocukların anaokulun­da veya uygulama sınıflarında, 48-66 ay arasındaki çocukların ise anasınıflarında okul öncesi eğitim almaları sağlanacaktır.

Çocuklar okula başlamadan önce okulu ziyaret edebilir ya da bir oryantasyon progra­mına dahil olabilirler. Çocuklara okul çevresini tanıtmak için bilgilendirmenin yapılması (tuvaletlerin nerede olduğu, yemeğin nerede yeneceği ve uyku odasının neresi olduğu, çocuğun özel eşyalarını koyacağı dolapların ve sınıf köşelerinin tanıtılması gibi) oku­la adaptasyonlarını kolaylaştırır. Diğer çocuklar okuldayken ziyaretlerin yapılması, yeni başlayacak çocuğun okul bahçesini, okul ortamını, okuldaki çocukların sayılarını ve bü­yüklüklerini görmesi açısından önemlidir.

İLKÖĞRETİM VE OKUL ÖNCESİ EĞİTİM PROGRAMLARININ
KARŞILAŞTIRILMASI

İlköğretim programı ile okul öncesi eğitim programının karşılaştırılabilmesi için her iki programın amaçlarının ve ilkelerinin bilinmesi önemlidir.

İlköğretimin Amaçları

İlköğretim çağı, çocuğun oyun çocukluğu döneminden çıkarak yaşamla tanıştığı bir dö­nemi kapsamaktadır. Ayrıca çocuğun kendisinden matematik ve okuma yazma becerileri gibi temel bilgi ve becerileri kazanmasının beklendiği bir süreçtir. Bu süreçte kazandığı deneyimler ve bilgiler, çocuğun ilerideki eğitim hayatındaki yetkinliği açısından önemlidir. Çocuğun ilköğretim yaşantısının olumlu olması onun öğrenmeye ve eğitime karşı pozi­tif tutum geliştirmesi üzerinde etkilidir. Eğitim anlayışının öğretmen merkezli eğitimden öğrenen merkezli eğitime doğru değişmesi ile çocuğun daha aktif olduğu bir yaklaşım benimsenmiştir. Çocuk ilk kez programlı öğretimin gerektirdiği etkinliklere katılmak, belirli bir disiplin planı dâhilinde kurallara uymakla yükümlüdür. Ayrıca ileri aka­demik beceriler olan okuma yazma becerisi ve aritmetik becerileri gibi konuları öğren­mekle karşı karşıyadır.

Bu doğrultuda ilköğretimin amaç ve görevleri, Milli Eğitim’in genel amaç ve görevlerine, Milli Eğitim’in genel amaç ve temel ilkelerine uygun olarak:

Öğrencilerin ilgi ve yeteneklerini geliştirerek onları hayata ve üst öğrenime hazırlamak,
Öğrencilere Atatürk ilke ve inkılâplarını benimsetme, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na ve demokrasinin ilkelerine, insan haklarına, çocuk haklarına ve uluslar arası sözleş­melere uygun olarak haklarını kullanma, başkalarının haklarına saygı duyma, görevini yapma ve sorumluluk yüklenebilen birey olma bilincini kazandırmak,
Öğrencilerin milli ve evrensel kültür değerlerini tanımalarını, benimsemelerini ve geliş­tirmelerini, bu değerlere saygı duymalarını sağlamak,
Öğrencileri, kendilerine, ailelerine topluma ve çevreye, olumlu katkıda bulunan, kendisi, ailesi ve çevresi ile barışık, başkaları ile iyi ilişkiler kuran, iş birliği içinde çalışan, hoşgö­rülü ve paylaşmayı bilen, dürüst, erdemli, iyi ve mutlu yurttaşlar olarak yetiştirmek,
Öğrencilerin kendilerini geliştirmelerine, sosyal kültürel, eğitsel bilimsel, sportif ve sanatsal etkinliklerle milli kültürünü benimsemelerine ve yaymalarına yardımcı olmak,
Öğrencilere bireysel ve toplumsal sorunları tanıma ve bu sorunlara toplumsal çözüm yolları arama alışkanlığı kazandırmak,
Öğrencilere, toplumun bir üyesi olarak kişisel sağlığının yanı sıra ailesinin ve toplu­mun sağlığını korumak için gerekli bilgi ve beceri, sağlıklı beslenme ve yaşam tarzı konularında bilimsel geçerliliği olmayan bilgiler yerine, bilimsel bilgilerle karar verme alışkanlığını kazandırmak,
öğrencilerin becerilerini ve zihinsel çalışmalarını birleştirerek çok yönlü gelişmelerini sağlamak,
Öğrencileri kendilerine güvenen, sistemli düşünebilen girişimci, teknolojiyi etkili biçim­de kullanabilen planlı çalışma alışkanlığına sahip estetik duyguları ve yaratıcılıkları gelişmiş bireyler olarak yetiştirmek,
Öğrencilerin ilgi alanlarının ve kişilik özeliklerinin ortaya çıkmasını sağlamak, meslek­leri tanıtmak ve seçeceği mesleğe uygun okul ve kurumlara yöneltmek,
Öğrencileri derslerde uygulanacak öğretim yöntem ve teknikleriyle sosyal kültürel ve eğitsel etkinliklerle kendilerini geliştirmelerine ve gerçekleştirmelerine yardımcı olmak,
Öğrencileri ailesine ve topluma karşı sorumluluk duyabilen üretken, verimli, ülkenin ekonomik ve sosyal kalkınmasına katkıda bulunabilen bireyler olarak yetiştirmek,
Doğayı tanıma, sevme ve koruma, insanın doğaya etkilerinin neler olabileceğine ve bunların sonuçlarının kendisini de etkileyebileceğine ve bir doğa dostu olarak çevreyi her durumda koruma bilinci kazandırmak,
Öğrencilere bilgi yüklemek yerine, bilgiye ulaşma ve bilgiyi kullanma yöntem ve teknik­lerini öğretmek,
Öğrencileri bilimsel düşünme, araştırma ve çalışma becerilerine yöneltmek,
Öğrencilerin, sevgi ve iletişimin desteklendiği, gerçek öğrenme ortamlarında düşünsel becerilerini kazandırmalarına, yaratıcı güçlerini ortaya koymalarına ve kullanmalarına yardımcı olmak,
Öğrencilerin kişisel ve toplumsal araç-gereçleri, kaynakları ve zamanı verimli kullan­malarını, okuma zevk ve alışkanlığı kazanmalarını sağlamaktır (Anonim, 2003).



Okul Öncesi Eğitimin Amaçları

Okul öncesi eğitimin amaçları, Türk Milli Eğitimi’nin genel amaçlarına ve temel ilkeleri­ne uygun olarak;

Çocukların beden zihin ve duygu gelişmesini ve iyi alışkanlıklar kazanmasını sağlamak,
Çocukları ilköğretime hazırlamak,
Şartları elverişsiz çevreden ve ailelerden gelen çocuklar için ortak bir yetiştirme ortamı yaratmak,
Çocukların Türkçeyi doğru ve güzel konuşmasını sağlamaktır.
OKUL ÖNCESİ EĞİTİMİN TEMEL İLKELERİ

Okul öncesi dönem yaşamın temelidir. Bu dönemde öğrenme hızı çok yüksektir. Bir yaş grubunun genel gelişim özellikleri o yaş grubundaki tüm çocuklar için ortaktır; ancak her çocuğun kendine özgü gelişim özelliklerine sahip olduğu da unutulmamalıdır. Okul önce­si eğitimin dayandığı temel ilkeler aşağıda sıralanmıştır:

Okul öncesi eğitim çocuğun gereksinimlerine ve bireysel farklılıklarına uygun olmalıdır.
Okul öncesi eğitim çocuğun psikomotor, sosyal-duygusal, dil ve bilişsel gelişimini desteklemeli, öz bakım becerilerini kazandırmalı ve onu ilköğretime hazır duruma getirmelidir.
Okul öncesi eğitim kurumlarında çocukların gereksinimlerini karşılamak amacıyla de­mokratik eğitim anlayışına uygun eğitim ortamları hazırlanmalıdır.
Etkinlikler düzenlenirken çocukların ilgi ve gereksinimlerinin yanı sıra çevrenin ve oku­lun olanakları da göz önünde bulundurulmalıdır.
Eğitim sürecinde çocuğun bildiklerinden başlanmalı ve deneyerek öğrenmesine ola­nak tanınmalıdır.
Çocukların Türkçe’yi doğru ve güzel konuşmalarına gereken önem verilmelidir.
Okul öncesi dönemde verilen eğitim ile çocukların sevgi, saygı, iş birliği, sorumluluk, hoş görü, yardımlaşma, dayanışma ve paylaşma duygu ve davranışları geliştirilmelidir.
Okul öncesi eğitim, çocuğun kendine saygı ve güven duymasını sağlamalı, ona öz denetim kazandırmalıdır.
Oyun bu yaş grubundaki çocuklar için en uygun öğrenme yöntemidir. Tüm etkinlikler oyun temelli düzenlenmelidir.
Çocuklarla iletişimde, onların kişiliğini zedeleyici şekilde davranılmamalı, baskı ve kı­sıtlamalara yer verilmemelidir.
Çocukların bağımsız davranışlar geliştirmesi desteklenmeli, yardıma gereksinim duy­duklarında yetişkin desteği, rehberliği ve güven verici yakınlığı sağlanmalıdır.
Çocukların kendilerinin ve başkalarının duygularını fark etmesi desteklenmelidir.
Çocukların hayal güçleri, yaratıcı ve eleştirel düşünme becerileri, iletişim kurma ve duygularını anlatabilme davranışları geliştirilmelidir.
Programlar hazırlanırken aile ve içinde bulunulan çevrenin özellikleri dikkate alınmalıdır.
Eğitim sürecine çocuğun ve ailenin etkin katılımı sağlanmalıdır.
Okul öncesi eğitimde çocuğun gelişimi ve okul öncesi eğitim programı düzenli olarak değerlendirilmelidir.
Okul öncesi eğitimde değerlendirme sonuçları çocukların, öğretmenin ve programın geliştirilmesi amacıyla etkin olarak kullanılmalıdır.



Okul öncesi eğitimle ilköğretim programlarının karşılaştırılması aşağıdaki tabloda özet­lenmiştir.

Okul Öncesi Eğitim Programı İlköğretim Programı

Gelişimsel programlar uygulanır. Gelişimsel özelikler dikkate alınmıştır
Programda grubun özelliğine göre değişiklikler yapılması desteklenir. Programda grubun özelliğine göre değişiklik­ler yapılacağı ön görülmektedir.
Grup etkileşimi fazladır. Grup etkileşimi vurgulanmaktadır.
Öğrenme süreçleri, sonuçlardan ve ürünlerden önemlidir. Sonuç ya da ürün kadar öğrenme süreçleri de önemsenmektedir.
Esnek bir programdır. Esnek bir programdır.
Ders yoktur, etkinlikler vardır. Ders vardır.
Etkinlik süreleri standardize edilmemiştir. Dersler standart sürelerde yapılır.
Kurallar, gruba ve grubun özeliğine göre oluştu­rulur. Sınıf ve okul kuralları çoğunlukla önceden belirlenir, ancak çocuğun bu karar alma sü­reçlerine katılımı önemsenmektedir

Öğretmen rehberdir, öğretici olmaktan çok ortamı hazırlayıcı ve yol göstericidir. Öğretmen rehberdir, öğrencilerin kendi öğ­renmeleri için ortamı hazırlar, bilgilerin bü­tünleştirilmesine katkıda bulunur.
Sınıf düzenindeki farklılık, çocukları programda değişik düzeylerde aktif kılar (sınıf etkinlik köşe­lerinden oluşmuştur). Sınıflar çoğunlukla sıra düzenindedir, ancak çocukların aktif olarak programa katılması esastır.
Çocuklar deneyerek, yaşayarak, yaparak öğre­nirler. Çocuklara aktif öğrenme olanakları sunmak­tadır. Öğrencinin yaparak yaşayarak öğren­mesi ön planda tutulmaktadır, öğrenciler bilgiyi kendileri yapılandırırlar.
Gelişimsel amaçları gerçekleştirmek için önceden belirlenmiş üniteler ve konular yoktur. Ancak bu yaş grubu için uygun olan kavramlar belirlenmiş­tir. Ayrıca amaçların ve kazanımların gerçekleşti­rilmesinde uygun konu ve temaların araç olarak kullanılması önerilmektedir. Alt sınıflarda bazı derslerde temalar var­dır, ancak üst sınıflarda üniteler ve konular vardır.
Günlük planların genel çerçevesi belirlenmiştir. Günlük ders çizelgesi vardır.
Öğrenme süreçlerinde alternatif etkinlikler önerir. öğrenme süreçlerinde alternatif etkinlikler önerir.
Çocuğun tüm gelişim alanlarının olabildiğince eşit desteklenmesi esastır. Sekiz temel beceri merkeze alınmıştır.
Değerlendirmede süreç önemlidir. Öğretmenin değerlendirilmesi, çocuğun değerlendirilmesi farklı yöntemlerle yapılabilir. Öğrencinin değerlendirilmesi esastır. Değer­lendirmede klasik test teorisinin yanı sıra al­ternatif test teorisi benimsenmektedir.
öğrenci merkezli yaklaşım temeldir. Öğrenci merkezli yaklaşım temeldir.



Okul öncesi eğitimin ve ilköğretimin amaçları, Milli Eğitimin Genel amaçlarına hizmet etmek için tasarlanmıştır. Her iki düzeyin amaçlarında da öğrencilerin bir üst öğretime hazırlanması hususu göze çarpmaktadır. Bu nedenle tüm öğretim düzeylerinin bir üst düzeye geçişte bir uyum içinde olması gerektiği anlaşılmaktadır. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yeniden düzenlenen 2002-2003 eğitim yılında yürürlüğe giren üç-altı yaş ço­cuklarının eğitim programında, ilköğretimin beklentileri ve ilköğretimde başarılı olabilmek için gerekli davranışların kazandırılması hususu göz önünde bulundurulmuştur. 2005- 2006 yıllında İlköğretim Programlarının yeniden düzenlenmesi ile birlikte her iki program ifade ve içerik açısından büyük ölçüde uyumlu hale getirilmiştir. Programların başarılı bir şekilde uygulanmasının ilköğretime geçişi kolaylaştıracağı düşünülmektedir.

Okul öncesi eğitim programının güncelleme çalışmaları 2012 yılında da yapılmıştır. Gün­celleme çalışması yapılan bu programda da çocukların zengin öğrenme deneyimleri ara­cılığıyla sağlıklı büyümelerini; motor, sosyal-duygusal, dil ve bilişsel gelişim alanlarında gelişimlerinin en üst düzeye ulaşmasını, öz bakım becerilerini kazanmalarını ve ilköğ­retime hazır bulunmalarını sağlamak amaçlanmıştır. Program, çocukların gelişimlerini desteklemesinin yanı sıra tüm gelişim alanlarında görülebilecek yetersizlikleri önlemeyi amaçladığından destekleyici ve önleyici boyutları olan çok yönlü bir program olma özel­liğini de taşımaktadır.

Bu programda, “kazanım” ve “gösterge”ler temel alınmıştır. Kazanımlar çocuk tarafın­dan başarılması gereken sonuçları ifade ederken; göstergeler bir kazanımın içyapısını oluşturan temel yapı taşlarına benzetilebilir. Göstergeler kazanımlara dayalı olarak oluş­turulur ve genellikle kendi içinde basitten karmaşığa, somuttan soyuta belirli bir aşama içinde sıralanarak belirlenirken kazanımın gerçekleşmesine hizmet ederler. Öğretmenler belirli bir kazanımla ilgili etkinlik oluştururken göstergeler onlara yol gösterecektir



Okul Öncesi Eğitim Programın Temel Özellikleri

Çocuk merkezlidir.
Temalar/Konular amaç değil araçtır.
Oyun temellidir.
Keşfederek öğrenme önceliklidir: Program, çocuğun kendi öğrenmesini kendisinin oluşturmasını destekler. Çocuk bu program aracılığıyla çevresinde olanları fark eder, merak ettiği konulara ilişkin sorular sorar, araştırma yapar, keşfeder ve oynar.
Böylece bilgiyi kendisi yapılandırır.

Öğrenme merkezleri önemlidir: Öğrenme ortamı çocukların gelişim özellikleri, ilgileri ve gereksinimleri dikkate alınarak düzenlenirse çocukların keşfetmesini, yeni beceriler edinmesini ve öğrenmesini destekler.
Yaratıcılığın geliştirilmesi ön plandadır: Yaratıcılık, programın temel özelliği olarak be­nimsenmiş ve kazanım ve göstergelerde yaratıcılık ele alınmıştır.
Günlük yaşam deneyimlerinin ve yakın çevre olanaklarının eğitim amaçlı kullanılması teşvik edilmektedir.
Evrensel ve toplumsal değerlere yer verilmiştir: Program, çocukların eleştirel bir şe­kilde doğrular ve yanlışlar hakkında düşünmelerini ve düşüncelerini özgür bir şekilde ifade etmelerini desteklemektedir.
Öğretmene özgürlük tanır: Bu programı kullanan öğretmen eğitim planlarını kendisi hazırlar, uygular ve değerlendirir.
Değerlendirme süreci çok yönlü olup değerlendirme sürecinde;
Çocuğun gelişiminin değerlendirilmesi,
Programın değerlendirilmesi,
Öğretmenin kendini değerlendirmesi,
Aile eğitimi ve katılımı önemlidir: Çocuğun eğitimi, okul ve aile arasında paylaşılan bir sorumluluktur. Anne babalar çocuğun eğitimine ne kadar erken katılırlarsa ço­cukların kazanımları da o oranda artacaktır.
Okul öncesi eğitimi, özel gereksinimli çocukların gereksinimlerini de dikkate alarak, tüm çocuklara öğrenme ve ilkokula hazırlık konusunda eşit fırsat sunmayı hedefler.
Rehberlik hizmetlerine önem vermektedir; Öğretmenlerin, rehber öğretmenlerle iş bir­liği içinde çalışması, çocukların gelişimlerinin desteklenmesinde ve ekip çalışmasının sağlıklı bir şekilde yürütülmesinde önemlidir.


Date: Kasım 22, 2016
Author: ORHANER
0 Yorumlar
İlköğretime hazırlık ve ilköğretim programları kapsamında; okula hazır bulunuşluğun ta­nımı ve önemi, okula hazır bulunuşlukla ilgili yaklaşımlar, okula hazır bulunuşluğu etki­leyen faktörler, ilköğretim programlarının özelikleri ve okul öncesi programı ile karşılaştı­rılması, okul öncesi eğitimin temel ilkeleri, çocuğu tanımada kullanılan teknikler konuları özetlenmiştir.

OKULA HAZIR BULUNUŞLUĞUN TANIMI VE ÖNEMİ

Son yıllarda okula hazır oluşluk kavramının üzerinde sıkça durulsa da okula hazır olmak ya da okul olgunluğunun ne olduğu konusu hâlâ tartışılmaktadır. Amerika’da 1997 yılında yapılan Ulusal Eğitim Hedefleri Paneli’nde (Anonymous, 1997) ortaya çıkan önemli kav­ramın, okula hazır bulunuşluk kavramının olduğu ifade edilmiştir. Bu panelin sonuçları, erken çocukluk eğitiminin ve okul hazır bulunuşluğunun öneminin anlaşılmasını sağla­mıştır. Bu sonuçlar da sosyal politikaların değişmesine neden olmuştur.

Okula hazır oluş; çocuğun yaşına paralel olarak gelişiminin yanı sıra öğrenme yaklaşım­ları, kavrama ve genel bilgi düzeyi konusunda aile ve çevresinin desteği doğrultusunda kendinden beklenen gerekli bilgi, beceri ve tutum seviyesine ulaşmasıdır.

ilköğretime hazırlık; çocukların bütünsel gelişimlerinin desteklenerek ilköğretim için gerekli becerilerin kazandırıldığı sistemli çalışmaların bütünüdür.

Aileler, öğretmenler, okul idarecileri ve politikacılar, çocukların okula başlarken öğrenme­ye hazır olup olmadıkları konusunda endişe duyarlar. Yaş, genellikle okula başlamada önemli sayılan belirleyici unsurlardan biridir. Çocukların okula başlama yaşları ülkeden ülkeye farklılık göstermektedir. İngiltere’de beş yaş, zorunlu eğitime başlama yaşı iken İsveç ve Finlandiya’ da yedi, İrlanda, Portekiz ve İtalya’da altıdır. Türkiye’ de okula başla­ma yaşı 66 ay olarak kabul edilmiştir.

REPORT THİS AD

Yaşın yanı sıra çocukların okula hazır oluşluğu ile ilişkili farklı değişkenler vardır. Öncelikli olarak çocukların bireysel farklılıkla­rını kabul etmek ve çocuğun gelişimini olumlu yönde desteklemek önemlidir. Bu destek­te, çocuğun içinde bulunduğu çevrenin ona uygun ortamı sağlaması önemlidir. Öncelikli olarak okula hazır oluşlukta çocuğun nitelikli bir okul öncesi eğitimi almasının çocukların, sosyal-duygusal becerilerini aynı zamanda da bilişsel becerilerini destekleyerek, okul olgunluğunun kazanımı üzerinde etkili olduğu belirtilmektedir.

Uzmanlar okula hazır bulunuşluğu, çocukların bilgi ve becerilerini duruma uygun olarak kullanabilme yetisi olarak tanımlamaktadır. Okula hazır oluş durumunu destekleyen çalışmalar, okul öncesi dönemdeki çocukların eğitimlerinde diğer etkinliklerin yanı sıra onların algılayabilmelerini, dikkatlerini toplayabilmelerini, hatırlayabilmelerini, problem çözme, el-göz koordinasyonu ve kalem tutma becerilerini geliştirebilmelerini içerdiğini ifade etmektedir.

OKULA HAZIR BULUNUŞLUKLA İLGİLİ YAKLAŞIMLAR

Çocukların okula hazır oluşlukları ile ilgili dört yaklaşımdan bahsedilmektedir. Bu yaklaşımları aşağıda kısaca açıklamıştır:

Doğal (Nativist/Maturationist) Yaklaşım: Okula hazır oluş, çocuğun içindeki bir feno­men olarak görülür, bu durum çevreden etkilenmez ya da az etkilenir. Çocuk tahmin edi­lebilir aşamalardan geçerek gelişir. Bütün çocuklar doğuştan getirdikleri genetik özelik­lerin izin verdiği oranda benzer aşamaları izlerler. Bu yaklaşıma göre dış etkenler geçici olarak çocuğun üzerinde pozitif veya negatif etki yaratmalarına rağmen bu etki çocuğun gelişimi üzerinde önemli bir fark yaratmayabilir.

Empirik ve Çevreci Yaklaşım: Bu yaklaşım, çocuk okula başlamadan önceki yaşamış olduğu zorunluluklar üzerine yapılanmıştır. Ayrıca bu yaklaşım, renkleri ve şekilleri bil­me, ismin nasıl yazıldığı ve birden ona kadar sayma becerileri gibi, öğrenmenin dışa vurumları üzerine odaklanmıştır. Çocuklar bu becerileri öğrenebilmeleri için eğitilmeli­dirler.

Sosyal Yapılandırmacı Yaklaşım: Bu yaklaşıma göre toplum ve çevrenin çocuğun ya­şamında okula hazır oluşluğunun değerlendirilmesinde geçerli bir gereklilik olduğu düşü­nülmektedir. Bu yaklaşım hazır oluşun çocukla ilişkili bir durum olduğunu reddetmektedir. Ayrıca hazır oluşluğun bir yapılandırmacı fikir olduğunu ve toplum aile ve okul tarafından bunun düzenlenmesi gerektiğini vurgular. Bu görüş hazır oluşluğun, bir toplum­dan bir diğerine değişebileceğinin altını çizmektedir.

Etkileşimci Yaklaşım: Çocuğun şu andaki bilgi, beceri, yetenekleri ve öğrenme durumlarının yeniden düzen­lenmesi üzerine odaklanır. Çocuğun gelişimi içinde bulunduğu çevrede, neyi öğretmenin ve öğrenmenin değerli olması gerektiği üzerine durur. Bu faktörler, okula hazır oluşta çocuğun yapılanmasında öncelikleri oluşturur. Ayrıca çocuğun okula hazır oluşu için ai­lelerin bu duruma hazırlanması, ailelerin erken dönemden itibaren çocuğun büyüme ve gelişmesi için çocuğa öğrenme deneyimleri kazanımını desteklemesini içerir.

OKULA HAZIR BULUNUŞLUĞU ETKİLEYEN FAKTÖRLER

1-Fiziksel Sağlık ve Motor Koordinasyon:

Çocukluk dönemini yetişkinlikten ayıran en önemli özellik sürekli bir büyüme ve gelişme durumunun olmasıdır. Doğum öncesi ve doğum sonrasında birçok etmen büyüme ve gelişmeyi etkileyerek, yavaşlamasına ya da durmasına neden olabilir. Bu etki, ne kadar erken dönemlerde meydana gelirse, o kadar belirgin ve kalıcı olur. Ancak, gelişim dö­nemlerinde etkili olan etmenlerin kontrolü ve alınacak önlemler sayesinde çıkabilecek sorunlar önlenebilir. Bunun sonucunda, çocukların duygusal, fiziksel ve zihinsel yönler­den sağlıklı bireyler olarak yetişmesi sağlanabilir.

İlköğretime hazır oluşu etkileyen faktörlerden ilki fiziksel faktörleri içermektedir. Çocuğun genel sağlık durumu, büyüme ve gelişmesi, kaba ve ince motor gelişim seviyesi çocuğun fiziksel özeliklerini kapsar. Bu özellikler çocuğun doğum öncesi doğum anı ve doğum sonrası içinde yaşadığı koşulları da içine alır. Çocukların bu dönemlerde yaşadıkları olumsuzluklar, gelişme geriliğine veya kalıcı zihinsel geriliklere yol açabileceğinden okul başarısı üzerinde etkileri olabilmektedir.

Çocuğun okula hazır oluşunda motor koordinasyonun yeterli olması da fiziksel sağlık ka­dar önemlidir. Çocuğun, akran etkileşimini sağlayan basketbol gibi farklı oyunları kapsa­yan kurslara devam etmesi desteklenmelidir. Bunlara ek olarak okula hazır oluşta çocuğun duyuşsal özeliklerinin incelenmesi de ge­reklidir. İşitme problemi yaşayan bir çocuk öğretmenin yönergelerini anlayamayacağın­dan dersi takip etme ve öğretmenine geri bildirim vermekte zorlanacaktır. Yine görme problemi olan çocuk harfleri kopya etmede, okuma becerilerinde yetersizlikler göstere­çektir.

2-Sosyal Duygusal Düzenleme:

Çocukluk yaşamında en önemli süreçlerden biri sosyalleşmedir. Sosyal gelişim bireyin kendisi ve başkaları ile iyi geçinme, olumlu etkileşim kurma yeteneğini kazanması ile gerçekleşir. Sosyal gelişimin doğumla başlayan ve yaşam boyu devam eden, kişinin yaşadığı toplumla uyumunu sağlayan bir süreç olduğu söylenebilir.

İlkokula başlayan çocuklar yeni ve geniş bir sosyal çevrenin içinde kendilerini bulurlar. Bir geçiş dönemi olan bu yaşta, bedensel ve psikolojik kaynaklı bazı temel değişiklikler dikkat çeker. İlkokula başlaması ile çocuk, okul öncesi döneme oranla daha fazla çocukla ilişki kurmaktadır. Bunun yanı sıra bu dönemde aile ilişkilerinin zayıfladığı bireysel oyun­ların yerini grup oyunlarının aldığı görülür. Bu dönemde çocuğun sosyal ilişkilerinde, öğ­retmeni, arkadaşları ve özellikle ailesi ile kurduğu yakın ilişkiler ön plana geçer.

REPORT THİS AD

Çocukların okula başlamadan önce sosyal yeteneklerinin geliş­mesinin önemli olduğunu vurgulanmaktadır. Çocukların geliştirdiği sosyal özelikler kontrol listeleri ile değerlendirilebilmektedir. Bu özellikler ve yetenekler, bireysel özellikler, sosyal beceriler, akran ilişkilerindeki yeterlikler olarak sınıflandırılmıştır.

Bireysel özelikler: Bireysel özeliklerin sosyal olarak yeterli olabilmesi için, çocukların genellikle, pozitif bir duygu durumunda olmaları, çoğunlukla yetişkinlere bağımlı olma­maları, okula ve sınıfa istekli gelmeleri, tersliklerle uygun bir şekilde başa çıkabilmeleri önemlidir. Çocukların ayrıca empati yeteneklerinin ve bir veya iki tane pozitif ilişki kurduk­ları arkadaşlarının olması olumlu sosyal gelişimin belirleyicilerindendir.

Sosyal beceriler: Sosyal becerileri tanımlarken çocuğun genellikle diğerlerine karşı po­zitif bir yaklaşım içinde olması, hareketlerinin sebeplerini açıklayabilmesi, uygun olarak hakkını koruyabilmesi, grup içine başarı ile dahil olabilmesi, sinirli olduklarında veya ha­yal kırıklığına uğradıklarında bu durumu diğerlerine zarar vermeden çözümleyebilmesi, farklı konulara ilgilerini göstermek için çeşitli tartışmaların içine girebilmesini örnek ve­rebiliriz.

Akran ilişkileri özelikleri: Bu özellikler; diğer çocuklar tarafından oyuna davet edilme ya da bazen arkadaşlarını oyuna davet edebilme ve bazı çocukları arkadaş olarak isimlendirebilmelerinden oluşmaktadır.

Çocukların okula hazır oluşunda sosyal-duygusal gelişimlerindeki yeterlilikler önemli rol oynamaktadır. Özelikle aile – çocuk etkileşimi ve anneden ayrılamama kaygısının düzeyi çocuğun okula adaptasyonunu etkilemektedir. Çocuk ailesiyle sağlıklı bir bağlanma ilişki­si kurmuşsa okula adaptasyonu da o kadar kolay olabilmektedir. Bu nedenle ailelerin çocuğun okula hazır oluşluğunu desteklemeleri önemlidir.

REPORT THİS AD

Öncelikli ola­rak çocuğa okula başlamadan önce diğer çocuklar ile düzenli etkileşimde bulunma fırsatı verilmelidir. Böylece çocuk akranları ile iletişim kurma becerilerini geliştirecektir. Oyun, çocukların akranlarıyla iletişim kurmasını destekleyen en önemli araçtır. Ayrıca çocuk oyun içinde kaybetme ve kazanma duygusunu öğrenebilmektedir.

3-Bilişsel Özelikler:

Bilişsel gelişim, çocuğun dünyayı tanıması, anlaması, yeni bilgi ve beceriler öğrenmesi, öğrendiklerini hatırlamasını içerir. Bunların yanı sıra problem çözme ve algı­lama gibi süreçlerin gelişimini açıklamaya çalışır. Biliş, insanın algılamasını, yorumlamasını, yargılamasını sağlayan bilgi edinme gücü ve sürecidir. Bi­lişsel gelişim ise bireyin dünyayı anlama ve öğrenmesini sağlayan aktif zihinsel faaliyet­lerdeki gelişim olarak tanımlanabilir.

Bilişsel gelişim, düşünme ve kavrama sisteminde oluşan gelişmeleri içermekte olup akıl yürütme, algılama, bellek ve dilde oluşan değişimleri vurgulamaktadır. Okul öncesi eği­tim programlarında yer alan görsel algılamayı destekleyici, nesne-resim arasındaki ben­zerlikler veya farklılıkları bulma, geometrik şekillerin ya da resimlerin eşleştirilmesi gibi çalışmalar, okula hazır oluş için önemlidir. Bu etkinlikler çocukların harf ve kelime analizi yapmalarını sağlayarak, kelime biçimlerini tanımalarını ve analiz etme becerilerinin geli­şimini desteklemektedir. Çocukların yaptıkları çizme, boyama ve resim yapma ile yaptığı resimlerdeki olayları anlatma gibi etkinlikler görsel-motor algının gelişimini destekler. Bu tür etkinlikler vasıtası ile çocukların, dil deneyimlerini kazanma, yer yön tayin etme, el göz koordinasyonu kurma gibi ilköğretime hazır oluş için gerekli olan becerilerinin geli­şimi sağlanır. Çocuklara genellikle beş yaş civarında verilmeye başlanan bu çalışmalar, onların bilişsel ve psiko-motor gelişimleri açısından istenilen davranışları kazanmalarına yardımcı olmaktadır. Okul öncesi dönemde, zengin okuma-yazma deneyimi kazanmış olarak ilköğretime geçen çocukların ilköğretimdeki başarıları da olumlu yönde olacaktır.

4-Dil Gelişimi:

Çocuklarda dil ve konuşma gelişimi, doğar doğmaz başlar ve özellikle yaşamın ilk üç yılında beynin gelişmesi ve olgunlaşmasına paralel olarak hızlı bir ilerleme kaydeder. İletişim açısından zengin, çevresindeki bireylerin ses ve konuşmalarıyla beslenen, kendi iletişim ve konuşma çabasına yanıt alabildiği bir ortamda yetişen bir çocuk, bu süreçte dil ve konuşma açısından çok büyük bir yol kat eder. Dil ve konuşma; doğal iletişim or­tamlarında, insanoğlunda varolan yeteneğin, modelleri dinleme, taklit, paylaşım ve geri bildirimle pekiştirilmesi sonucunda kazanılır. Dilin kazanılması ve gelişimi konusunda çalışan dil bilimciler özelikle okul öncesi yılların dilin kazanılması konusunda önemli yıllar olduğu konusunda görüş birliğine varmışlardır.

Dil gelişimi, zihinsel gelişimin bir parçasıdır. Dil gelişimi yazılı veya konuşmaya yöne­lik sözel iletişimi kullanma becerisine ait gelişimi ve değişimi ifade eder Dil gelişimi, eğitim öğretimde öğrenmenin gerçekleşmesi için önemli bir araçtır. Öncelikli olarak dil, çocukların okula hazır oluşluk becerilerinde önemli bir alandır. Çocuklar okuma yazma­ya başlamadan önce dinlemeyi ve konuşmayı öğrenmektedirler. Özelikle ifade edici dili geliştirmek için çocuğun diğer çocuklarla iletişime geçebileceği, kendi duygu ve düşüncelerini ifade edebileceği deneyimlerini ve izlenimlerini paylaşabileceği uygun ortamlar hazırlanmalıdır. Hikâye okuma ve tamamlama çalışmaları, yeni bir hikâye oluşturmaya teşvik, şiir okuma ve dinleme, açık hava oyunları, inceleme gezileri, dramatik oyunlar, fen ve doğa çalışmaları gibi etkinlikler çocukların ifade edici dilinin gelişimini destekleyen çalışmalara örnek olarak verilebilir.

5-Kurallar:

Okula hazır oluşlukta çocukların kuralların farkına varmaları önemlidir. Bunlar tam ve kesin olarak, çocuğun sırada oturması, eşyalarını organize etmesi, ödevlerini not ederek zamanında yapması ve zil çalınca sınıfta olmak gibi becerileri içerir. Çocukların birçok becerileri gerçekleştirebiliyor olmaları okul hazır oluşluk düzeyi üzerine etki etmektedir.

6-Yaş ve Hazır Oluş:

Araştırmalar ve okula hazır oluşun tanımlanmasının karmaşıklığına rağmen, okula baş­lama için yaş hâlen önemli bir kriter olarak kullanılmaktadır. Bununla birlikte bireysel ve toplumsal farklılıklar okula hazır oluş üzerinde etkilidir. Hazır oluş bir toplumdan diğerine değişiklik gösterebilir. Bunun sebepleri aşağıdaki şekilde açıklanabilir:

Çocukların okula başlamasıyla toplum tarafından çocuklardan ilk olarak yüksek başarı ve sosyal yeterlilik göstermeleri beklenmektedir.

Okula başlama yaşı ile coğrafik yerleşim ve sosyo-ekonomik düzeyin ilişkili olduğu bilinmektedir. Sosyal güvencede yaşanan finansal sorunlar, okula başlama yaşında güç­lükler yaşanmasına yol açmaktadır. Özelikle az gelişmiş ülkelerde ailelerin yaşadığı ekonomik sorunlar, kız çocuklarının okula başlatılması ile ilgili güçlükleri de berabe­rinde getirmektedir. Ayrıca düşük sosyo-ekonomik seviyedeki aileler erken dönemde çocuklarını okula yolladıklarında yoksullukla bağlantılı olarak çocukların eğitim ve gelişim seviyesinde oluşan yetersizlikler okula hazır oluştuğu da olumsuz yönde et­kilemektedir.

Birçok ülkenin eğitim sisteminde çocukların okula başlama yaşı kesin olarak ifade edil­miştir. İsveç ve Finlandiya’da yedi, İrlanda, İspanya, Portekiz ve İtalya’da altı, İngiltere’de beş yaş zorunlu eğitimin başladığı yaşı gösterir. Türkiye’de de okul öncesi eğitime baş­lama yaşında herhangi bir değişiklik yapılmamıştır. Yeni sistem gerçekleştirilmeden önce 37 – 72 ay arasındaki çocuklar okul öncesi eğitim alabiliyorlardı. Şimdi de 36 ayını ta­mamlamış çocuklar okul öncesi eğitime başlayabileceklerdir. Ancak zorunlu temel eği­time başlama yaşı değişmiş olduğundan üst sınırda bir değişiklik söz konusudur. Buna göre, 30 Eylül 2012 tarihi itibariyle Türkiye’de 37-66 ay arasındaki çocukların anaokulun­da veya uygulama sınıflarında, 48-66 ay arasındaki çocukların ise anasınıflarında okul öncesi eğitim almaları sağlanacaktır.

Çocuklar okula başlamadan önce okulu ziyaret edebilir ya da bir oryantasyon progra­mına dahil olabilirler. Çocuklara okul çevresini tanıtmak için bilgilendirmenin yapılması (tuvaletlerin nerede olduğu, yemeğin nerede yeneceği ve uyku odasının neresi olduğu, çocuğun özel eşyalarını koyacağı dolapların ve sınıf köşelerinin tanıtılması gibi) oku­la adaptasyonlarını kolaylaştırır. Diğer çocuklar okuldayken ziyaretlerin yapılması, yeni başlayacak çocuğun okul bahçesini, okul ortamını, okuldaki çocukların sayılarını ve bü­yüklüklerini görmesi açısından önemlidir.

İLKÖĞRETİM VE OKUL ÖNCESİ EĞİTİM PROGRAMLARININ
KARŞILAŞTIRILMASI

İlköğretim programı ile okul öncesi eğitim programının karşılaştırılabilmesi için her iki programın amaçlarının ve ilkelerinin bilinmesi önemlidir.

İlköğretimin Amaçları

İlköğretim çağı, çocuğun oyun çocukluğu döneminden çıkarak yaşamla tanıştığı bir dö­nemi kapsamaktadır. Ayrıca çocuğun kendisinden matematik ve okuma yazma becerileri gibi temel bilgi ve becerileri kazanmasının beklendiği bir süreçtir. Bu süreçte kazandığı deneyimler ve bilgiler, çocuğun ilerideki eğitim hayatındaki yetkinliği açısından önemlidir. Çocuğun ilköğretim yaşantısının olumlu olması onun öğrenmeye ve eğitime karşı pozi­tif tutum geliştirmesi üzerinde etkilidir. Eğitim anlayışının öğretmen merkezli eğitimden öğrenen merkezli eğitime doğru değişmesi ile çocuğun daha aktif olduğu bir yaklaşım benimsenmiştir. Çocuk ilk kez programlı öğretimin gerektirdiği etkinliklere katılmak, belirli bir disiplin planı dâhilinde kurallara uymakla yükümlüdür. Ayrıca ileri aka­demik beceriler olan okuma yazma becerisi ve aritmetik becerileri gibi konuları öğren­mekle karşı karşıyadır.

Bu doğrultuda ilköğretimin amaç ve görevleri, Milli Eğitim’in genel amaç ve görevlerine, Milli Eğitim’in genel amaç ve temel ilkelerine uygun olarak:

Öğrencilerin ilgi ve yeteneklerini geliştirerek onları hayata ve üst öğrenime hazırlamak,
Öğrencilere Atatürk ilke ve inkılâplarını benimsetme, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na ve demokrasinin ilkelerine, insan haklarına, çocuk haklarına ve uluslar arası sözleş­melere uygun olarak haklarını kullanma, başkalarının haklarına saygı duyma, görevini yapma ve sorumluluk yüklenebilen birey olma bilincini kazandırmak,
Öğrencilerin milli ve evrensel kültür değerlerini tanımalarını, benimsemelerini ve geliş­tirmelerini, bu değerlere saygı duymalarını sağlamak,
Öğrencileri, kendilerine, ailelerine topluma ve çevreye, olumlu katkıda bulunan, kendisi, ailesi ve çevresi ile barışık, başkaları ile iyi ilişkiler kuran, iş birliği içinde çalışan, hoşgö­rülü ve paylaşmayı bilen, dürüst, erdemli, iyi ve mutlu yurttaşlar olarak yetiştirmek,
Öğrencilerin kendilerini geliştirmelerine, sosyal kültürel, eğitsel bilimsel, sportif ve sanatsal etkinliklerle milli kültürünü benimsemelerine ve yaymalarına yardımcı olmak,
Öğrencilere bireysel ve toplumsal sorunları tanıma ve bu sorunlara toplumsal çözüm yolları arama alışkanlığı kazandırmak,
Öğrencilere, toplumun bir üyesi olarak kişisel sağlığının yanı sıra ailesinin ve toplu­mun sağlığını korumak için gerekli bilgi ve beceri, sağlıklı beslenme ve yaşam tarzı konularında bilimsel geçerliliği olmayan bilgiler yerine, bilimsel bilgilerle karar verme alışkanlığını kazandırmak,
öğrencilerin becerilerini ve zihinsel çalışmalarını birleştirerek çok yönlü gelişmelerini sağlamak,
Öğrencileri kendilerine güvenen, sistemli düşünebilen girişimci, teknolojiyi etkili biçim­de kullanabilen planlı çalışma alışkanlığına sahip estetik duyguları ve yaratıcılıkları gelişmiş bireyler olarak yetiştirmek,
Öğrencilerin ilgi alanlarının ve kişilik özeliklerinin ortaya çıkmasını sağlamak, meslek­leri tanıtmak ve seçeceği mesleğe uygun okul ve kurumlara yöneltmek,
Öğrencileri derslerde uygulanacak öğretim yöntem ve teknikleriyle sosyal kültürel ve eğitsel etkinliklerle kendilerini geliştirmelerine ve gerçekleştirmelerine yardımcı olmak,
Öğrencileri ailesine ve topluma karşı sorumluluk duyabilen üretken, verimli, ülkenin ekonomik ve sosyal kalkınmasına katkıda bulunabilen bireyler olarak yetiştirmek,
Doğayı tanıma, sevme ve koruma, insanın doğaya etkilerinin neler olabileceğine ve bunların sonuçlarının kendisini de etkileyebileceğine ve bir doğa dostu olarak çevreyi her durumda koruma bilinci kazandırmak,
Öğrencilere bilgi yüklemek yerine, bilgiye ulaşma ve bilgiyi kullanma yöntem ve teknik­lerini öğretmek,
Öğrencileri bilimsel düşünme, araştırma ve çalışma becerilerine yöneltmek,
Öğrencilerin, sevgi ve iletişimin desteklendiği, gerçek öğrenme ortamlarında düşünsel becerilerini kazandırmalarına, yaratıcı güçlerini ortaya koymalarına ve kullanmalarına yardımcı olmak,
Öğrencilerin kişisel ve toplumsal araç-gereçleri, kaynakları ve zamanı verimli kullan­malarını, okuma zevk ve alışkanlığı kazanmalarını sağlamaktır (Anonim, 2003).

REPORT THİS AD

Okul Öncesi Eğitimin Amaçları

Okul öncesi eğitimin amaçları, Türk Milli Eğitimi’nin genel amaçlarına ve temel ilkeleri­ne uygun olarak;

Çocukların beden zihin ve duygu gelişmesini ve iyi alışkanlıklar kazanmasını sağlamak,
Çocukları ilköğretime hazırlamak,
Şartları elverişsiz çevreden ve ailelerden gelen çocuklar için ortak bir yetiştirme ortamı yaratmak,
Çocukların Türkçeyi doğru ve güzel konuşmasını sağlamaktır.
OKUL ÖNCESİ EĞİTİMİN TEMEL İLKELERİ

Okul öncesi dönem yaşamın temelidir. Bu dönemde öğrenme hızı çok yüksektir. Bir yaş grubunun genel gelişim özellikleri o yaş grubundaki tüm çocuklar için ortaktır; ancak her çocuğun kendine özgü gelişim özelliklerine sahip olduğu da unutulmamalıdır. Okul önce­si eğitimin dayandığı temel ilkeler aşağıda sıralanmıştır:

Okul öncesi eğitim çocuğun gereksinimlerine ve bireysel farklılıklarına uygun olmalıdır.
Okul öncesi eğitim çocuğun psikomotor, sosyal-duygusal, dil ve bilişsel gelişimini desteklemeli, öz bakım becerilerini kazandırmalı ve onu ilköğretime hazır duruma getirmelidir.
Okul öncesi eğitim kurumlarında çocukların gereksinimlerini karşılamak amacıyla de­mokratik eğitim anlayışına uygun eğitim ortamları hazırlanmalıdır.
Etkinlikler düzenlenirken çocukların ilgi ve gereksinimlerinin yanı sıra çevrenin ve oku­lun olanakları da göz önünde bulundurulmalıdır.
Eğitim sürecinde çocuğun bildiklerinden başlanmalı ve deneyerek öğrenmesine ola­nak tanınmalıdır.
Çocukların Türkçe’yi doğru ve güzel konuşmalarına gereken önem verilmelidir.
Okul öncesi dönemde verilen eğitim ile çocukların sevgi, saygı, iş birliği, sorumluluk, hoş görü, yardımlaşma, dayanışma ve paylaşma duygu ve davranışları geliştirilmelidir.
Okul öncesi eğitim, çocuğun kendine saygı ve güven duymasını sağlamalı, ona öz denetim kazandırmalıdır.
Oyun bu yaş grubundaki çocuklar için en uygun öğrenme yöntemidir. Tüm etkinlikler oyun temelli düzenlenmelidir.
Çocuklarla iletişimde, onların kişiliğini zedeleyici şekilde davranılmamalı, baskı ve kı­sıtlamalara yer verilmemelidir.
Çocukların bağımsız davranışlar geliştirmesi desteklenmeli, yardıma gereksinim duy­duklarında yetişkin desteği, rehberliği ve güven verici yakınlığı sağlanmalıdır.
Çocukların kendilerinin ve başkalarının duygularını fark etmesi desteklenmelidir.
Çocukların hayal güçleri, yaratıcı ve eleştirel düşünme becerileri, iletişim kurma ve duygularını anlatabilme davranışları geliştirilmelidir.
Programlar hazırlanırken aile ve içinde bulunulan çevrenin özellikleri dikkate alınmalıdır.
Eğitim sürecine çocuğun ve ailenin etkin katılımı sağlanmalıdır.
Okul öncesi eğitimde çocuğun gelişimi ve okul öncesi eğitim programı düzenli olarak değerlendirilmelidir.
Okul öncesi eğitimde değerlendirme sonuçları çocukların, öğretmenin ve programın geliştirilmesi amacıyla etkin olarak kullanılmalıdır.

REPORT THİS AD

Okul öncesi eğitimle ilköğretim programlarının karşılaştırılması aşağıdaki tabloda özet­lenmiştir.

Okul Öncesi Eğitim Programı İlköğretim Programı

Gelişimsel programlar uygulanır. Gelişimsel özelikler dikkate alınmıştır
Programda grubun özelliğine göre değişiklikler yapılması desteklenir. Programda grubun özelliğine göre değişiklik­ler yapılacağı ön görülmektedir.
Grup etkileşimi fazladır. Grup etkileşimi vurgulanmaktadır.
Öğrenme süreçleri, sonuçlardan ve ürünlerden önemlidir. Sonuç ya da ürün kadar öğrenme süreçleri de önemsenmektedir.
Esnek bir programdır. Esnek bir programdır.
Ders yoktur, etkinlikler vardır. Ders vardır.
Etkinlik süreleri standardize edilmemiştir. Dersler standart sürelerde yapılır.
Kurallar, gruba ve grubun özeliğine göre oluştu­rulur. Sınıf ve okul kuralları çoğunlukla önceden belirlenir, ancak çocuğun bu karar alma sü­reçlerine katılımı önemsenmektedir

Öğretmen rehberdir, öğretici olmaktan çok ortamı hazırlayıcı ve yol göstericidir. Öğretmen rehberdir, öğrencilerin kendi öğ­renmeleri için ortamı hazırlar, bilgilerin bü­tünleştirilmesine katkıda bulunur.
Sınıf düzenindeki farklılık, çocukları programda değişik düzeylerde aktif kılar (sınıf etkinlik köşe­lerinden oluşmuştur). Sınıflar çoğunlukla sıra düzenindedir, ancak çocukların aktif olarak programa katılması esastır.
Çocuklar deneyerek, yaşayarak, yaparak öğre­nirler. Çocuklara aktif öğrenme olanakları sunmak­tadır. Öğrencinin yaparak yaşayarak öğren­mesi ön planda tutulmaktadır, öğrenciler bilgiyi kendileri yapılandırırlar.
Gelişimsel amaçları gerçekleştirmek için önceden belirlenmiş üniteler ve konular yoktur. Ancak bu yaş grubu için uygun olan kavramlar belirlenmiş­tir. Ayrıca amaçların ve kazanımların gerçekleşti­rilmesinde uygun konu ve temaların araç olarak kullanılması önerilmektedir. Alt sınıflarda bazı derslerde temalar var­dır, ancak üst sınıflarda üniteler ve konular vardır.
Günlük planların genel çerçevesi belirlenmiştir. Günlük ders çizelgesi vardır.
Öğrenme süreçlerinde alternatif etkinlikler önerir. öğrenme süreçlerinde alternatif etkinlikler önerir.
Çocuğun tüm gelişim alanlarının olabildiğince eşit desteklenmesi esastır. Sekiz temel beceri merkeze alınmıştır.
Değerlendirmede süreç önemlidir. Öğretmenin değerlendirilmesi, çocuğun değerlendirilmesi farklı yöntemlerle yapılabilir. Öğrencinin değerlendirilmesi esastır. Değer­lendirmede klasik test teorisinin yanı sıra al­ternatif test teorisi benimsenmektedir.
öğrenci merkezli yaklaşım temeldir. Öğrenci merkezli yaklaşım temeldir.

REPORT THİS AD

Okul öncesi eğitimin ve ilköğretimin amaçları, Milli Eğitimin Genel amaçlarına hizmet etmek için tasarlanmıştır. Her iki düzeyin amaçlarında da öğrencilerin bir üst öğretime hazırlanması hususu göze çarpmaktadır. Bu nedenle tüm öğretim düzeylerinin bir üst düzeye geçişte bir uyum içinde olması gerektiği anlaşılmaktadır. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yeniden düzenlenen 2002-2003 eğitim yılında yürürlüğe giren üç-altı yaş ço­cuklarının eğitim programında, ilköğretimin beklentileri ve ilköğretimde başarılı olabilmek için gerekli davranışların kazandırılması hususu göz önünde bulundurulmuştur. 2005- 2006 yıllında İlköğretim Programlarının yeniden düzenlenmesi ile birlikte her iki program ifade ve içerik açısından büyük ölçüde uyumlu hale getirilmiştir. Programların başarılı bir şekilde uygulanmasının ilköğretime geçişi kolaylaştıracağı düşünülmektedir.

Okul öncesi eğitim programının güncelleme çalışmaları 2012 yılında da yapılmıştır. Gün­celleme çalışması yapılan bu programda da çocukların zengin öğrenme deneyimleri ara­cılığıyla sağlıklı büyümelerini; motor, sosyal-duygusal, dil ve bilişsel gelişim alanlarında gelişimlerinin en üst düzeye ulaşmasını, öz bakım becerilerini kazanmalarını ve ilköğ­retime hazır bulunmalarını sağlamak amaçlanmıştır. Program, çocukların gelişimlerini desteklemesinin yanı sıra tüm gelişim alanlarında görülebilecek yetersizlikleri önlemeyi amaçladığından destekleyici ve önleyici boyutları olan çok yönlü bir program olma özel­liğini de taşımaktadır.

Bu programda, “kazanım” ve “gösterge”ler temel alınmıştır. Kazanımlar çocuk tarafın­dan başarılması gereken sonuçları ifade ederken; göstergeler bir kazanımın içyapısını oluşturan temel yapı taşlarına benzetilebilir. Göstergeler kazanımlara dayalı olarak oluş­turulur ve genellikle kendi içinde basitten karmaşığa, somuttan soyuta belirli bir aşama içinde sıralanarak belirlenirken kazanımın gerçekleşmesine hizmet ederler. Öğretmenler belirli bir kazanımla ilgili etkinlik oluştururken göstergeler onlara yol gösterecektir

REPORT THİS AD

Okul Öncesi Eğitim Programın Temel Özellikleri

Çocuk merkezlidir.
Temalar/Konular amaç değil araçtır.
Oyun temellidir.
Keşfederek öğrenme önceliklidir: Program, çocuğun kendi öğrenmesini kendisinin oluşturmasını destekler. Çocuk bu program aracılığıyla çevresinde olanları fark eder, merak ettiği konulara ilişkin sorular sorar, araştırma yapar, keşfeder ve oynar.
Böylece bilgiyi kendisi yapılandırır.

Öğrenme merkezleri önemlidir: Öğrenme ortamı çocukların gelişim özellikleri, ilgileri ve gereksinimleri dikkate alınarak düzenlenirse çocukların keşfetmesini, yeni beceriler edinmesini ve öğrenmesini destekler.
Yaratıcılığın geliştirilmesi ön plandadır: Yaratıcılık, programın temel özelliği olarak be­nimsenmiş ve kazanım ve göstergelerde yaratıcılık ele alınmıştır.
Günlük yaşam deneyimlerinin ve yakın çevre olanaklarının eğitim amaçlı kullanılması teşvik edilmektedir.
Evrensel ve toplumsal değerlere yer verilmiştir: Program, çocukların eleştirel bir şe­kilde doğrular ve yanlışlar hakkında düşünmelerini ve düşüncelerini özgür bir şekilde ifade etmelerini desteklemektedir.
Öğretmene özgürlük tanır: Bu programı kullanan öğretmen eğitim planlarını kendisi hazırlar, uygular ve değerlendirir.
Değerlendirme süreci çok yönlü olup değerlendirme sürecinde;
Çocuğun gelişiminin değerlendirilmesi,
Programın değerlendirilmesi,
Öğretmenin kendini değerlendirmesi,
Aile eğitimi ve katılımı önemlidir: Çocuğun eğitimi, okul ve aile arasında paylaşılan bir sorumluluktur. Anne babalar çocuğun eğitimine ne kadar erken katılırlarsa ço­cukların kazanımları da o oranda artacaktır.
Okul öncesi eğitimi, özel gereksinimli çocukların gereksinimlerini de dikkate alarak, tüm çocuklara öğrenme ve ilkokula hazırlık konusunda eşit fırsat sunmayı hedefler.
Rehberlik hizmetlerine önem vermektedir; Öğretmenlerin, rehber öğretmenlerle iş bir­liği içinde çalışması, çocukların gelişimlerinin desteklenmesinde ve ekip çalışmasının sağlıklı bir şekilde yürütülmesinde önemlidir.

REPORT THİS AD

OKUL ÖNCESİ ÇOCUKLARIN İLKÖĞRETİME HAZIR BULUNUŞLUKLARINI

DEĞERLENDİRME YÖNTEMLERİ

Okula hazır bulunuşlukla ilgili değerlendirmeler genellikle dönem başlarında ve ilköğreti­me başlamadan önce yapılan çalışmalardır. Çocukların okula hazır oluşluğunun değer­lendirmesi hâlen tartışma konusudur. Erken çocukluk alanında çalışan uzmanlar olası olumsuz sonuçların engellenmesi için (örneğin, çocukların okul öncesi eğitime başlama­sı veya ilkokula başlamasıyla ilgili olası güçlüklerin önlenmesi ve engellilik durumunun belirlenmesinde) değerlendirmenin önemli olduğunu belirtmektedirler. Bazı araştırma­cılar ise bu değerlendirme araçlarının kullanımı sonucunda çocukların zor öğrenenler olarak etiketlendiğini ifade etmektedirler. Bu nedenle değerlendirmenin uygun bir ölçme aracı ile yapılması olası sorunların ortaya çıkmaması açısından önemlidir. Bu nedenle okula hazır oluş değerlendirme araçlarının aşağıdaki öğeleri içermesi gerekmektedir.

Okula hazır oluşu değerlendirme araçları özel bir amaç için düzenlenmelidir. Değer­lendirme araçlarının amaçları dışında kullanımı, verilerin yanlış yorumlanmasına yol açabilir. Okula hazır bulunuşluğu değerlendirme araçları öğretimi planlamada rehber olmakla birlikte çocuğun gelecekteki ihtiyaçlarını belirleme ve değerlendirme için kul­lanılabilir.
Erken çocukluk eğitimi konusunda çalışan uzmanlar, tarama ve değerlendirme araçları arasındaki farkı bilerek hareket etmelidirler. Erken çocukluğun değerlendi­rilmesindeki ilke ve yöntemler; tavsiye raporunda değerlendirmeler için beş amaç belirlenmiştir. Okula hazır bulunuşluğun değerlendirilmesi genellikle bu amaçlar­dan birinin altında yer almaktadır. Bu amaçlar, çocuğun öğrenmesinin gelişimini desteklemek, özel eğitime ihtiyacı olan çocukların belirlenmesi, uygulanan erken çocukluk eğitimi programlarının etkililiğinin belirlenmesi, zaman içinde değişen eği­limlerin yakalanması ve değerlendirmelerde yüksek çıta ya da düzey belirleyicilerin kullanılmasını içerir.
Değerlendirme araçları okula hazır oluşun özel bir alanını tanımlayacak şekilde düzen­lenmelidir. Okula hazır oluş kavramının belirsizliği değerlendirme araçlarının amaca uygun kullanımı ile ilgili zorluklar yaşanmasına neden olmaktadır. Uygulanan eğitim programlarına göre hazır oluş değerlendirme kriterleri de belirlenmelidir.
Değerlendirmeleri yapan kişilerin uygunluğu ve uygulayıcıların tarafsızlığı önemlidir. Değerlendirmelerde çocuğun büyüme ve gelişmesi göz önünde bulundurulmalıdır. Be­lirli bir yaş döneminde yapılan değerlendirmeler çocuğun büyüme ve gelişmesine bağ­lı olarak geçerliliğini kaybedebilirler.


Date: Kasım 22, 2016
Author: ORHANER
0 Yorumlar
İlköğretime hazırlık ve ilköğretim programları kapsamında; okula hazır bulunuşluğun ta­nımı ve önemi, okula hazır bulunuşlukla ilgili yaklaşımlar, okula hazır bulunuşluğu etki­leyen faktörler, ilköğretim programlarının özelikleri ve okul öncesi programı ile karşılaştı­rılması, okul öncesi eğitimin temel ilkeleri, çocuğu tanımada kullanılan teknikler konuları özetlenmiştir.

OKULA HAZIR BULUNUŞLUĞUN TANIMI VE ÖNEMİ

Son yıllarda okula hazır oluşluk kavramının üzerinde sıkça durulsa da okula hazır olmak ya da okul olgunluğunun ne olduğu konusu hâlâ tartışılmaktadır. Amerika’da 1997 yılında yapılan Ulusal Eğitim Hedefleri Paneli’nde (Anonymous, 1997) ortaya çıkan önemli kav­ramın, okula hazır bulunuşluk kavramının olduğu ifade edilmiştir. Bu panelin sonuçları, erken çocukluk eğitiminin ve okul hazır bulunuşluğunun öneminin anlaşılmasını sağla­mıştır. Bu sonuçlar da sosyal politikaların değişmesine neden olmuştur.

Okula hazır oluş; çocuğun yaşına paralel olarak gelişiminin yanı sıra öğrenme yaklaşım­ları, kavrama ve genel bilgi düzeyi konusunda aile ve çevresinin desteği doğrultusunda kendinden beklenen gerekli bilgi, beceri ve tutum seviyesine ulaşmasıdır.

ilköğretime hazırlık; çocukların bütünsel gelişimlerinin desteklenerek ilköğretim için gerekli becerilerin kazandırıldığı sistemli çalışmaların bütünüdür.

Aileler, öğretmenler, okul idarecileri ve politikacılar, çocukların okula başlarken öğrenme­ye hazır olup olmadıkları konusunda endişe duyarlar. Yaş, genellikle okula başlamada önemli sayılan belirleyici unsurlardan biridir. Çocukların okula başlama yaşları ülkeden ülkeye farklılık göstermektedir. İngiltere’de beş yaş, zorunlu eğitime başlama yaşı iken İsveç ve Finlandiya’ da yedi, İrlanda, Portekiz ve İtalya’da altıdır. Türkiye’ de okula başla­ma yaşı 66 ay olarak kabul edilmiştir.

REPORT THİS AD

Yaşın yanı sıra çocukların okula hazır oluşluğu ile ilişkili farklı değişkenler vardır. Öncelikli olarak çocukların bireysel farklılıkla­rını kabul etmek ve çocuğun gelişimini olumlu yönde desteklemek önemlidir. Bu destek­te, çocuğun içinde bulunduğu çevrenin ona uygun ortamı sağlaması önemlidir. Öncelikli olarak okula hazır oluşlukta çocuğun nitelikli bir okul öncesi eğitimi almasının çocukların, sosyal-duygusal becerilerini aynı zamanda da bilişsel becerilerini destekleyerek, okul olgunluğunun kazanımı üzerinde etkili olduğu belirtilmektedir.

Uzmanlar okula hazır bulunuşluğu, çocukların bilgi ve becerilerini duruma uygun olarak kullanabilme yetisi olarak tanımlamaktadır. Okula hazır oluş durumunu destekleyen çalışmalar, okul öncesi dönemdeki çocukların eğitimlerinde diğer etkinliklerin yanı sıra onların algılayabilmelerini, dikkatlerini toplayabilmelerini, hatırlayabilmelerini, problem çözme, el-göz koordinasyonu ve kalem tutma becerilerini geliştirebilmelerini içerdiğini ifade etmektedir.

OKULA HAZIR BULUNUŞLUKLA İLGİLİ YAKLAŞIMLAR

Çocukların okula hazır oluşlukları ile ilgili dört yaklaşımdan bahsedilmektedir. Bu yaklaşımları aşağıda kısaca açıklamıştır:

Doğal (Nativist/Maturationist) Yaklaşım: Okula hazır oluş, çocuğun içindeki bir feno­men olarak görülür, bu durum çevreden etkilenmez ya da az etkilenir. Çocuk tahmin edi­lebilir aşamalardan geçerek gelişir. Bütün çocuklar doğuştan getirdikleri genetik özelik­lerin izin verdiği oranda benzer aşamaları izlerler. Bu yaklaşıma göre dış etkenler geçici olarak çocuğun üzerinde pozitif veya negatif etki yaratmalarına rağmen bu etki çocuğun gelişimi üzerinde önemli bir fark yaratmayabilir.

Empirik ve Çevreci Yaklaşım: Bu yaklaşım, çocuk okula başlamadan önceki yaşamış olduğu zorunluluklar üzerine yapılanmıştır. Ayrıca bu yaklaşım, renkleri ve şekilleri bil­me, ismin nasıl yazıldığı ve birden ona kadar sayma becerileri gibi, öğrenmenin dışa vurumları üzerine odaklanmıştır. Çocuklar bu becerileri öğrenebilmeleri için eğitilmeli­dirler.

Sosyal Yapılandırmacı Yaklaşım: Bu yaklaşıma göre toplum ve çevrenin çocuğun ya­şamında okula hazır oluşluğunun değerlendirilmesinde geçerli bir gereklilik olduğu düşü­nülmektedir. Bu yaklaşım hazır oluşun çocukla ilişkili bir durum olduğunu reddetmektedir. Ayrıca hazır oluşluğun bir yapılandırmacı fikir olduğunu ve toplum aile ve okul tarafından bunun düzenlenmesi gerektiğini vurgular. Bu görüş hazır oluşluğun, bir toplum­dan bir diğerine değişebileceğinin altını çizmektedir.

Etkileşimci Yaklaşım: Çocuğun şu andaki bilgi, beceri, yetenekleri ve öğrenme durumlarının yeniden düzen­lenmesi üzerine odaklanır. Çocuğun gelişimi içinde bulunduğu çevrede, neyi öğretmenin ve öğrenmenin değerli olması gerektiği üzerine durur. Bu faktörler, okula hazır oluşta çocuğun yapılanmasında öncelikleri oluşturur. Ayrıca çocuğun okula hazır oluşu için ai­lelerin bu duruma hazırlanması, ailelerin erken dönemden itibaren çocuğun büyüme ve gelişmesi için çocuğa öğrenme deneyimleri kazanımını desteklemesini içerir.

OKULA HAZIR BULUNUŞLUĞU ETKİLEYEN FAKTÖRLER

1-Fiziksel Sağlık ve Motor Koordinasyon:

Çocukluk dönemini yetişkinlikten ayıran en önemli özellik sürekli bir büyüme ve gelişme durumunun olmasıdır. Doğum öncesi ve doğum sonrasında birçok etmen büyüme ve gelişmeyi etkileyerek, yavaşlamasına ya da durmasına neden olabilir. Bu etki, ne kadar erken dönemlerde meydana gelirse, o kadar belirgin ve kalıcı olur. Ancak, gelişim dö­nemlerinde etkili olan etmenlerin kontrolü ve alınacak önlemler sayesinde çıkabilecek sorunlar önlenebilir. Bunun sonucunda, çocukların duygusal, fiziksel ve zihinsel yönler­den sağlıklı bireyler olarak yetişmesi sağlanabilir.

İlköğretime hazır oluşu etkileyen faktörlerden ilki fiziksel faktörleri içermektedir. Çocuğun genel sağlık durumu, büyüme ve gelişmesi, kaba ve ince motor gelişim seviyesi çocuğun fiziksel özeliklerini kapsar. Bu özellikler çocuğun doğum öncesi doğum anı ve doğum sonrası içinde yaşadığı koşulları da içine alır. Çocukların bu dönemlerde yaşadıkları olumsuzluklar, gelişme geriliğine veya kalıcı zihinsel geriliklere yol açabileceğinden okul başarısı üzerinde etkileri olabilmektedir.

Çocuğun okula hazır oluşunda motor koordinasyonun yeterli olması da fiziksel sağlık ka­dar önemlidir. Çocuğun, akran etkileşimini sağlayan basketbol gibi farklı oyunları kapsa­yan kurslara devam etmesi desteklenmelidir. Bunlara ek olarak okula hazır oluşta çocuğun duyuşsal özeliklerinin incelenmesi de ge­reklidir. İşitme problemi yaşayan bir çocuk öğretmenin yönergelerini anlayamayacağın­dan dersi takip etme ve öğretmenine geri bildirim vermekte zorlanacaktır. Yine görme problemi olan çocuk harfleri kopya etmede, okuma becerilerinde yetersizlikler göstere­çektir.

2-Sosyal Duygusal Düzenleme:

Çocukluk yaşamında en önemli süreçlerden biri sosyalleşmedir. Sosyal gelişim bireyin kendisi ve başkaları ile iyi geçinme, olumlu etkileşim kurma yeteneğini kazanması ile gerçekleşir. Sosyal gelişimin doğumla başlayan ve yaşam boyu devam eden, kişinin yaşadığı toplumla uyumunu sağlayan bir süreç olduğu söylenebilir.

İlkokula başlayan çocuklar yeni ve geniş bir sosyal çevrenin içinde kendilerini bulurlar. Bir geçiş dönemi olan bu yaşta, bedensel ve psikolojik kaynaklı bazı temel değişiklikler dikkat çeker. İlkokula başlaması ile çocuk, okul öncesi döneme oranla daha fazla çocukla ilişki kurmaktadır. Bunun yanı sıra bu dönemde aile ilişkilerinin zayıfladığı bireysel oyun­ların yerini grup oyunlarının aldığı görülür. Bu dönemde çocuğun sosyal ilişkilerinde, öğ­retmeni, arkadaşları ve özellikle ailesi ile kurduğu yakın ilişkiler ön plana geçer.

REPORT THİS AD

Çocukların okula başlamadan önce sosyal yeteneklerinin geliş­mesinin önemli olduğunu vurgulanmaktadır. Çocukların geliştirdiği sosyal özelikler kontrol listeleri ile değerlendirilebilmektedir. Bu özellikler ve yetenekler, bireysel özellikler, sosyal beceriler, akran ilişkilerindeki yeterlikler olarak sınıflandırılmıştır.

Bireysel özelikler: Bireysel özeliklerin sosyal olarak yeterli olabilmesi için, çocukların genellikle, pozitif bir duygu durumunda olmaları, çoğunlukla yetişkinlere bağımlı olma­maları, okula ve sınıfa istekli gelmeleri, tersliklerle uygun bir şekilde başa çıkabilmeleri önemlidir. Çocukların ayrıca empati yeteneklerinin ve bir veya iki tane pozitif ilişki kurduk­ları arkadaşlarının olması olumlu sosyal gelişimin belirleyicilerindendir.

Sosyal beceriler: Sosyal becerileri tanımlarken çocuğun genellikle diğerlerine karşı po­zitif bir yaklaşım içinde olması, hareketlerinin sebeplerini açıklayabilmesi, uygun olarak hakkını koruyabilmesi, grup içine başarı ile dahil olabilmesi, sinirli olduklarında veya ha­yal kırıklığına uğradıklarında bu durumu diğerlerine zarar vermeden çözümleyebilmesi, farklı konulara ilgilerini göstermek için çeşitli tartışmaların içine girebilmesini örnek ve­rebiliriz.

Akran ilişkileri özelikleri: Bu özellikler; diğer çocuklar tarafından oyuna davet edilme ya da bazen arkadaşlarını oyuna davet edebilme ve bazı çocukları arkadaş olarak isimlendirebilmelerinden oluşmaktadır.

Çocukların okula hazır oluşunda sosyal-duygusal gelişimlerindeki yeterlilikler önemli rol oynamaktadır. Özelikle aile – çocuk etkileşimi ve anneden ayrılamama kaygısının düzeyi çocuğun okula adaptasyonunu etkilemektedir. Çocuk ailesiyle sağlıklı bir bağlanma ilişki­si kurmuşsa okula adaptasyonu da o kadar kolay olabilmektedir. Bu nedenle ailelerin çocuğun okula hazır oluşluğunu desteklemeleri önemlidir.

REPORT THİS AD

Öncelikli ola­rak çocuğa okula başlamadan önce diğer çocuklar ile düzenli etkileşimde bulunma fırsatı verilmelidir. Böylece çocuk akranları ile iletişim kurma becerilerini geliştirecektir. Oyun, çocukların akranlarıyla iletişim kurmasını destekleyen en önemli araçtır. Ayrıca çocuk oyun içinde kaybetme ve kazanma duygusunu öğrenebilmektedir.

3-Bilişsel Özelikler:

Bilişsel gelişim, çocuğun dünyayı tanıması, anlaması, yeni bilgi ve beceriler öğrenmesi, öğrendiklerini hatırlamasını içerir. Bunların yanı sıra problem çözme ve algı­lama gibi süreçlerin gelişimini açıklamaya çalışır. Biliş, insanın algılamasını, yorumlamasını, yargılamasını sağlayan bilgi edinme gücü ve sürecidir. Bi­lişsel gelişim ise bireyin dünyayı anlama ve öğrenmesini sağlayan aktif zihinsel faaliyet­lerdeki gelişim olarak tanımlanabilir.

Bilişsel gelişim, düşünme ve kavrama sisteminde oluşan gelişmeleri içermekte olup akıl yürütme, algılama, bellek ve dilde oluşan değişimleri vurgulamaktadır. Okul öncesi eği­tim programlarında yer alan görsel algılamayı destekleyici, nesne-resim arasındaki ben­zerlikler veya farklılıkları bulma, geometrik şekillerin ya da resimlerin eşleştirilmesi gibi çalışmalar, okula hazır oluş için önemlidir. Bu etkinlikler çocukların harf ve kelime analizi yapmalarını sağlayarak, kelime biçimlerini tanımalarını ve analiz etme becerilerinin geli­şimini desteklemektedir. Çocukların yaptıkları çizme, boyama ve resim yapma ile yaptığı resimlerdeki olayları anlatma gibi etkinlikler görsel-motor algının gelişimini destekler. Bu tür etkinlikler vasıtası ile çocukların, dil deneyimlerini kazanma, yer yön tayin etme, el göz koordinasyonu kurma gibi ilköğretime hazır oluş için gerekli olan becerilerinin geli­şimi sağlanır. Çocuklara genellikle beş yaş civarında verilmeye başlanan bu çalışmalar, onların bilişsel ve psiko-motor gelişimleri açısından istenilen davranışları kazanmalarına yardımcı olmaktadır. Okul öncesi dönemde, zengin okuma-yazma deneyimi kazanmış olarak ilköğretime geçen çocukların ilköğretimdeki başarıları da olumlu yönde olacaktır.

4-Dil Gelişimi:

Çocuklarda dil ve konuşma gelişimi, doğar doğmaz başlar ve özellikle yaşamın ilk üç yılında beynin gelişmesi ve olgunlaşmasına paralel olarak hızlı bir ilerleme kaydeder. İletişim açısından zengin, çevresindeki bireylerin ses ve konuşmalarıyla beslenen, kendi iletişim ve konuşma çabasına yanıt alabildiği bir ortamda yetişen bir çocuk, bu süreçte dil ve konuşma açısından çok büyük bir yol kat eder. Dil ve konuşma; doğal iletişim or­tamlarında, insanoğlunda varolan yeteneğin, modelleri dinleme, taklit, paylaşım ve geri bildirimle pekiştirilmesi sonucunda kazanılır. Dilin kazanılması ve gelişimi konusunda çalışan dil bilimciler özelikle okul öncesi yılların dilin kazanılması konusunda önemli yıllar olduğu konusunda görüş birliğine varmışlardır.

Dil gelişimi, zihinsel gelişimin bir parçasıdır. Dil gelişimi yazılı veya konuşmaya yöne­lik sözel iletişimi kullanma becerisine ait gelişimi ve değişimi ifade eder Dil gelişimi, eğitim öğretimde öğrenmenin gerçekleşmesi için önemli bir araçtır. Öncelikli olarak dil, çocukların okula hazır oluşluk becerilerinde önemli bir alandır. Çocuklar okuma yazma­ya başlamadan önce dinlemeyi ve konuşmayı öğrenmektedirler. Özelikle ifade edici dili geliştirmek için çocuğun diğer çocuklarla iletişime geçebileceği, kendi duygu ve düşüncelerini ifade edebileceği deneyimlerini ve izlenimlerini paylaşabileceği uygun ortamlar hazırlanmalıdır. Hikâye okuma ve tamamlama çalışmaları, yeni bir hikâye oluşturmaya teşvik, şiir okuma ve dinleme, açık hava oyunları, inceleme gezileri, dramatik oyunlar, fen ve doğa çalışmaları gibi etkinlikler çocukların ifade edici dilinin gelişimini destekleyen çalışmalara örnek olarak verilebilir.

5-Kurallar:

Okula hazır oluşlukta çocukların kuralların farkına varmaları önemlidir. Bunlar tam ve kesin olarak, çocuğun sırada oturması, eşyalarını organize etmesi, ödevlerini not ederek zamanında yapması ve zil çalınca sınıfta olmak gibi becerileri içerir. Çocukların birçok becerileri gerçekleştirebiliyor olmaları okul hazır oluşluk düzeyi üzerine etki etmektedir.

6-Yaş ve Hazır Oluş:

Araştırmalar ve okula hazır oluşun tanımlanmasının karmaşıklığına rağmen, okula baş­lama için yaş hâlen önemli bir kriter olarak kullanılmaktadır. Bununla birlikte bireysel ve toplumsal farklılıklar okula hazır oluş üzerinde etkilidir. Hazır oluş bir toplumdan diğerine değişiklik gösterebilir. Bunun sebepleri aşağıdaki şekilde açıklanabilir:

Çocukların okula başlamasıyla toplum tarafından çocuklardan ilk olarak yüksek başarı ve sosyal yeterlilik göstermeleri beklenmektedir.

Okula başlama yaşı ile coğrafik yerleşim ve sosyo-ekonomik düzeyin ilişkili olduğu bilinmektedir. Sosyal güvencede yaşanan finansal sorunlar, okula başlama yaşında güç­lükler yaşanmasına yol açmaktadır. Özelikle az gelişmiş ülkelerde ailelerin yaşadığı ekonomik sorunlar, kız çocuklarının okula başlatılması ile ilgili güçlükleri de berabe­rinde getirmektedir. Ayrıca düşük sosyo-ekonomik seviyedeki aileler erken dönemde çocuklarını okula yolladıklarında yoksullukla bağlantılı olarak çocukların eğitim ve gelişim seviyesinde oluşan yetersizlikler okula hazır oluştuğu da olumsuz yönde et­kilemektedir.

Birçok ülkenin eğitim sisteminde çocukların okula başlama yaşı kesin olarak ifade edil­miştir. İsveç ve Finlandiya’da yedi, İrlanda, İspanya, Portekiz ve İtalya’da altı, İngiltere’de beş yaş zorunlu eğitimin başladığı yaşı gösterir. Türkiye’de de okul öncesi eğitime baş­lama yaşında herhangi bir değişiklik yapılmamıştır. Yeni sistem gerçekleştirilmeden önce 37 – 72 ay arasındaki çocuklar okul öncesi eğitim alabiliyorlardı. Şimdi de 36 ayını ta­mamlamış çocuklar okul öncesi eğitime başlayabileceklerdir. Ancak zorunlu temel eği­time başlama yaşı değişmiş olduğundan üst sınırda bir değişiklik söz konusudur. Buna göre, 30 Eylül 2012 tarihi itibariyle Türkiye’de 37-66 ay arasındaki çocukların anaokulun­da veya uygulama sınıflarında, 48-66 ay arasındaki çocukların ise anasınıflarında okul öncesi eğitim almaları sağlanacaktır.

Çocuklar okula başlamadan önce okulu ziyaret edebilir ya da bir oryantasyon progra­mına dahil olabilirler. Çocuklara okul çevresini tanıtmak için bilgilendirmenin yapılması (tuvaletlerin nerede olduğu, yemeğin nerede yeneceği ve uyku odasının neresi olduğu, çocuğun özel eşyalarını koyacağı dolapların ve sınıf köşelerinin tanıtılması gibi) oku­la adaptasyonlarını kolaylaştırır. Diğer çocuklar okuldayken ziyaretlerin yapılması, yeni başlayacak çocuğun okul bahçesini, okul ortamını, okuldaki çocukların sayılarını ve bü­yüklüklerini görmesi açısından önemlidir.

İLKÖĞRETİM VE OKUL ÖNCESİ EĞİTİM PROGRAMLARININ
KARŞILAŞTIRILMASI

İlköğretim programı ile okul öncesi eğitim programının karşılaştırılabilmesi için her iki programın amaçlarının ve ilkelerinin bilinmesi önemlidir.

İlköğretimin Amaçları

İlköğretim çağı, çocuğun oyun çocukluğu döneminden çıkarak yaşamla tanıştığı bir dö­nemi kapsamaktadır. Ayrıca çocuğun kendisinden matematik ve okuma yazma becerileri gibi temel bilgi ve becerileri kazanmasının beklendiği bir süreçtir. Bu süreçte kazandığı deneyimler ve bilgiler, çocuğun ilerideki eğitim hayatındaki yetkinliği açısından önemlidir. Çocuğun ilköğretim yaşantısının olumlu olması onun öğrenmeye ve eğitime karşı pozi­tif tutum geliştirmesi üzerinde etkilidir. Eğitim anlayışının öğretmen merkezli eğitimden öğrenen merkezli eğitime doğru değişmesi ile çocuğun daha aktif olduğu bir yaklaşım benimsenmiştir. Çocuk ilk kez programlı öğretimin gerektirdiği etkinliklere katılmak, belirli bir disiplin planı dâhilinde kurallara uymakla yükümlüdür. Ayrıca ileri aka­demik beceriler olan okuma yazma becerisi ve aritmetik becerileri gibi konuları öğren­mekle karşı karşıyadır.

Bu doğrultuda ilköğretimin amaç ve görevleri, Milli Eğitim’in genel amaç ve görevlerine, Milli Eğitim’in genel amaç ve temel ilkelerine uygun olarak:

Öğrencilerin ilgi ve yeteneklerini geliştirerek onları hayata ve üst öğrenime hazırlamak,
Öğrencilere Atatürk ilke ve inkılâplarını benimsetme, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na ve demokrasinin ilkelerine, insan haklarına, çocuk haklarına ve uluslar arası sözleş­melere uygun olarak haklarını kullanma, başkalarının haklarına saygı duyma, görevini yapma ve sorumluluk yüklenebilen birey olma bilincini kazandırmak,
Öğrencilerin milli ve evrensel kültür değerlerini tanımalarını, benimsemelerini ve geliş­tirmelerini, bu değerlere saygı duymalarını sağlamak,
Öğrencileri, kendilerine, ailelerine topluma ve çevreye, olumlu katkıda bulunan, kendisi, ailesi ve çevresi ile barışık, başkaları ile iyi ilişkiler kuran, iş birliği içinde çalışan, hoşgö­rülü ve paylaşmayı bilen, dürüst, erdemli, iyi ve mutlu yurttaşlar olarak yetiştirmek,
Öğrencilerin kendilerini geliştirmelerine, sosyal kültürel, eğitsel bilimsel, sportif ve sanatsal etkinliklerle milli kültürünü benimsemelerine ve yaymalarına yardımcı olmak,
Öğrencilere bireysel ve toplumsal sorunları tanıma ve bu sorunlara toplumsal çözüm yolları arama alışkanlığı kazandırmak,
Öğrencilere, toplumun bir üyesi olarak kişisel sağlığının yanı sıra ailesinin ve toplu­mun sağlığını korumak için gerekli bilgi ve beceri, sağlıklı beslenme ve yaşam tarzı konularında bilimsel geçerliliği olmayan bilgiler yerine, bilimsel bilgilerle karar verme alışkanlığını kazandırmak,
öğrencilerin becerilerini ve zihinsel çalışmalarını birleştirerek çok yönlü gelişmelerini sağlamak,
Öğrencileri kendilerine güvenen, sistemli düşünebilen girişimci, teknolojiyi etkili biçim­de kullanabilen planlı çalışma alışkanlığına sahip estetik duyguları ve yaratıcılıkları gelişmiş bireyler olarak yetiştirmek,
Öğrencilerin ilgi alanlarının ve kişilik özeliklerinin ortaya çıkmasını sağlamak, meslek­leri tanıtmak ve seçeceği mesleğe uygun okul ve kurumlara yöneltmek,
Öğrencileri derslerde uygulanacak öğretim yöntem ve teknikleriyle sosyal kültürel ve eğitsel etkinliklerle kendilerini geliştirmelerine ve gerçekleştirmelerine yardımcı olmak,
Öğrencileri ailesine ve topluma karşı sorumluluk duyabilen üretken, verimli, ülkenin ekonomik ve sosyal kalkınmasına katkıda bulunabilen bireyler olarak yetiştirmek,
Doğayı tanıma, sevme ve koruma, insanın doğaya etkilerinin neler olabileceğine ve bunların sonuçlarının kendisini de etkileyebileceğine ve bir doğa dostu olarak çevreyi her durumda koruma bilinci kazandırmak,
Öğrencilere bilgi yüklemek yerine, bilgiye ulaşma ve bilgiyi kullanma yöntem ve teknik­lerini öğretmek,
Öğrencileri bilimsel düşünme, araştırma ve çalışma becerilerine yöneltmek,
Öğrencilerin, sevgi ve iletişimin desteklendiği, gerçek öğrenme ortamlarında düşünsel becerilerini kazandırmalarına, yaratıcı güçlerini ortaya koymalarına ve kullanmalarına yardımcı olmak,
Öğrencilerin kişisel ve toplumsal araç-gereçleri, kaynakları ve zamanı verimli kullan­malarını, okuma zevk ve alışkanlığı kazanmalarını sağlamaktır (Anonim, 2003).

REPORT THİS AD

Okul Öncesi Eğitimin Amaçları

Okul öncesi eğitimin amaçları, Türk Milli Eğitimi’nin genel amaçlarına ve temel ilkeleri­ne uygun olarak;

Çocukların beden zihin ve duygu gelişmesini ve iyi alışkanlıklar kazanmasını sağlamak,
Çocukları ilköğretime hazırlamak,
Şartları elverişsiz çevreden ve ailelerden gelen çocuklar için ortak bir yetiştirme ortamı yaratmak,
Çocukların Türkçeyi doğru ve güzel konuşmasını sağlamaktır.
OKUL ÖNCESİ EĞİTİMİN TEMEL İLKELERİ

Okul öncesi dönem yaşamın temelidir. Bu dönemde öğrenme hızı çok yüksektir. Bir yaş grubunun genel gelişim özellikleri o yaş grubundaki tüm çocuklar için ortaktır; ancak her çocuğun kendine özgü gelişim özelliklerine sahip olduğu da unutulmamalıdır. Okul önce­si eğitimin dayandığı temel ilkeler aşağıda sıralanmıştır:

Okul öncesi eğitim çocuğun gereksinimlerine ve bireysel farklılıklarına uygun olmalıdır.
Okul öncesi eğitim çocuğun psikomotor, sosyal-duygusal, dil ve bilişsel gelişimini desteklemeli, öz bakım becerilerini kazandırmalı ve onu ilköğretime hazır duruma getirmelidir.
Okul öncesi eğitim kurumlarında çocukların gereksinimlerini karşılamak amacıyla de­mokratik eğitim anlayışına uygun eğitim ortamları hazırlanmalıdır.
Etkinlikler düzenlenirken çocukların ilgi ve gereksinimlerinin yanı sıra çevrenin ve oku­lun olanakları da göz önünde bulundurulmalıdır.
Eğitim sürecinde çocuğun bildiklerinden başlanmalı ve deneyerek öğrenmesine ola­nak tanınmalıdır.
Çocukların Türkçe’yi doğru ve güzel konuşmalarına gereken önem verilmelidir.
Okul öncesi dönemde verilen eğitim ile çocukların sevgi, saygı, iş birliği, sorumluluk, hoş görü, yardımlaşma, dayanışma ve paylaşma duygu ve davranışları geliştirilmelidir.
Okul öncesi eğitim, çocuğun kendine saygı ve güven duymasını sağlamalı, ona öz denetim kazandırmalıdır.
Oyun bu yaş grubundaki çocuklar için en uygun öğrenme yöntemidir. Tüm etkinlikler oyun temelli düzenlenmelidir.
Çocuklarla iletişimde, onların kişiliğini zedeleyici şekilde davranılmamalı, baskı ve kı­sıtlamalara yer verilmemelidir.
Çocukların bağımsız davranışlar geliştirmesi desteklenmeli, yardıma gereksinim duy­duklarında yetişkin desteği, rehberliği ve güven verici yakınlığı sağlanmalıdır.
Çocukların kendilerinin ve başkalarının duygularını fark etmesi desteklenmelidir.
Çocukların hayal güçleri, yaratıcı ve eleştirel düşünme becerileri, iletişim kurma ve duygularını anlatabilme davranışları geliştirilmelidir.
Programlar hazırlanırken aile ve içinde bulunulan çevrenin özellikleri dikkate alınmalıdır.
Eğitim sürecine çocuğun ve ailenin etkin katılımı sağlanmalıdır.
Okul öncesi eğitimde çocuğun gelişimi ve okul öncesi eğitim programı düzenli olarak değerlendirilmelidir.
Okul öncesi eğitimde değerlendirme sonuçları çocukların, öğretmenin ve programın geliştirilmesi amacıyla etkin olarak kullanılmalıdır.

REPORT THİS AD

Okul öncesi eğitimle ilköğretim programlarının karşılaştırılması aşağıdaki tabloda özet­lenmiştir.

Okul Öncesi Eğitim Programı İlköğretim Programı

Gelişimsel programlar uygulanır. Gelişimsel özelikler dikkate alınmıştır
Programda grubun özelliğine göre değişiklikler yapılması desteklenir. Programda grubun özelliğine göre değişiklik­ler yapılacağı ön görülmektedir.
Grup etkileşimi fazladır. Grup etkileşimi vurgulanmaktadır.
Öğrenme süreçleri, sonuçlardan ve ürünlerden önemlidir. Sonuç ya da ürün kadar öğrenme süreçleri de önemsenmektedir.
Esnek bir programdır. Esnek bir programdır.
Ders yoktur, etkinlikler vardır. Ders vardır.
Etkinlik süreleri standardize edilmemiştir. Dersler standart sürelerde yapılır.
Kurallar, gruba ve grubun özeliğine göre oluştu­rulur. Sınıf ve okul kuralları çoğunlukla önceden belirlenir, ancak çocuğun bu karar alma sü­reçlerine katılımı önemsenmektedir

Öğretmen rehberdir, öğretici olmaktan çok ortamı hazırlayıcı ve yol göstericidir. Öğretmen rehberdir, öğrencilerin kendi öğ­renmeleri için ortamı hazırlar, bilgilerin bü­tünleştirilmesine katkıda bulunur.
Sınıf düzenindeki farklılık, çocukları programda değişik düzeylerde aktif kılar (sınıf etkinlik köşe­lerinden oluşmuştur). Sınıflar çoğunlukla sıra düzenindedir, ancak çocukların aktif olarak programa katılması esastır.
Çocuklar deneyerek, yaşayarak, yaparak öğre­nirler. Çocuklara aktif öğrenme olanakları sunmak­tadır. Öğrencinin yaparak yaşayarak öğren­mesi ön planda tutulmaktadır, öğrenciler bilgiyi kendileri yapılandırırlar.
Gelişimsel amaçları gerçekleştirmek için önceden belirlenmiş üniteler ve konular yoktur. Ancak bu yaş grubu için uygun olan kavramlar belirlenmiş­tir. Ayrıca amaçların ve kazanımların gerçekleşti­rilmesinde uygun konu ve temaların araç olarak kullanılması önerilmektedir. Alt sınıflarda bazı derslerde temalar var­dır, ancak üst sınıflarda üniteler ve konular vardır.
Günlük planların genel çerçevesi belirlenmiştir. Günlük ders çizelgesi vardır.
Öğrenme süreçlerinde alternatif etkinlikler önerir. öğrenme süreçlerinde alternatif etkinlikler önerir.
Çocuğun tüm gelişim alanlarının olabildiğince eşit desteklenmesi esastır. Sekiz temel beceri merkeze alınmıştır.
Değerlendirmede süreç önemlidir. Öğretmenin değerlendirilmesi, çocuğun değerlendirilmesi farklı yöntemlerle yapılabilir. Öğrencinin değerlendirilmesi esastır. Değer­lendirmede klasik test teorisinin yanı sıra al­ternatif test teorisi benimsenmektedir.
öğrenci merkezli yaklaşım temeldir. Öğrenci merkezli yaklaşım temeldir.

REPORT THİS AD

Okul öncesi eğitimin ve ilköğretimin amaçları, Milli Eğitimin Genel amaçlarına hizmet etmek için tasarlanmıştır. Her iki düzeyin amaçlarında da öğrencilerin bir üst öğretime hazırlanması hususu göze çarpmaktadır. Bu nedenle tüm öğretim düzeylerinin bir üst düzeye geçişte bir uyum içinde olması gerektiği anlaşılmaktadır. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yeniden düzenlenen 2002-2003 eğitim yılında yürürlüğe giren üç-altı yaş ço­cuklarının eğitim programında, ilköğretimin beklentileri ve ilköğretimde başarılı olabilmek için gerekli davranışların kazandırılması hususu göz önünde bulundurulmuştur. 2005- 2006 yıllında İlköğretim Programlarının yeniden düzenlenmesi ile birlikte her iki program ifade ve içerik açısından büyük ölçüde uyumlu hale getirilmiştir. Programların başarılı bir şekilde uygulanmasının ilköğretime geçişi kolaylaştıracağı düşünülmektedir.

Okul öncesi eğitim programının güncelleme çalışmaları 2012 yılında da yapılmıştır. Gün­celleme çalışması yapılan bu programda da çocukların zengin öğrenme deneyimleri ara­cılığıyla sağlıklı büyümelerini; motor, sosyal-duygusal, dil ve bilişsel gelişim alanlarında gelişimlerinin en üst düzeye ulaşmasını, öz bakım becerilerini kazanmalarını ve ilköğ­retime hazır bulunmalarını sağlamak amaçlanmıştır. Program, çocukların gelişimlerini desteklemesinin yanı sıra tüm gelişim alanlarında görülebilecek yetersizlikleri önlemeyi amaçladığından destekleyici ve önleyici boyutları olan çok yönlü bir program olma özel­liğini de taşımaktadır.

Bu programda, “kazanım” ve “gösterge”ler temel alınmıştır. Kazanımlar çocuk tarafın­dan başarılması gereken sonuçları ifade ederken; göstergeler bir kazanımın içyapısını oluşturan temel yapı taşlarına benzetilebilir. Göstergeler kazanımlara dayalı olarak oluş­turulur ve genellikle kendi içinde basitten karmaşığa, somuttan soyuta belirli bir aşama içinde sıralanarak belirlenirken kazanımın gerçekleşmesine hizmet ederler. Öğretmenler belirli bir kazanımla ilgili etkinlik oluştururken göstergeler onlara yol gösterecektir

REPORT THİS AD

Okul Öncesi Eğitim Programın Temel Özellikleri

Çocuk merkezlidir.
Temalar/Konular amaç değil araçtır.
Oyun temellidir.
Keşfederek öğrenme önceliklidir: Program, çocuğun kendi öğrenmesini kendisinin oluşturmasını destekler. Çocuk bu program aracılığıyla çevresinde olanları fark eder, merak ettiği konulara ilişkin sorular sorar, araştırma yapar, keşfeder ve oynar.
Böylece bilgiyi kendisi yapılandırır.

Öğrenme merkezleri önemlidir: Öğrenme ortamı çocukların gelişim özellikleri, ilgileri ve gereksinimleri dikkate alınarak düzenlenirse çocukların keşfetmesini, yeni beceriler edinmesini ve öğrenmesini destekler.
Yaratıcılığın geliştirilmesi ön plandadır: Yaratıcılık, programın temel özelliği olarak be­nimsenmiş ve kazanım ve göstergelerde yaratıcılık ele alınmıştır.
Günlük yaşam deneyimlerinin ve yakın çevre olanaklarının eğitim amaçlı kullanılması teşvik edilmektedir.
Evrensel ve toplumsal değerlere yer verilmiştir: Program, çocukların eleştirel bir şe­kilde doğrular ve yanlışlar hakkında düşünmelerini ve düşüncelerini özgür bir şekilde ifade etmelerini desteklemektedir.
Öğretmene özgürlük tanır: Bu programı kullanan öğretmen eğitim planlarını kendisi hazırlar, uygular ve değerlendirir.
Değerlendirme süreci çok yönlü olup değerlendirme sürecinde;
Çocuğun gelişiminin değerlendirilmesi,
Programın değerlendirilmesi,
Öğretmenin kendini değerlendirmesi,
Aile eğitimi ve katılımı önemlidir: Çocuğun eğitimi, okul ve aile arasında paylaşılan bir sorumluluktur. Anne babalar çocuğun eğitimine ne kadar erken katılırlarsa ço­cukların kazanımları da o oranda artacaktır.
Okul öncesi eğitimi, özel gereksinimli çocukların gereksinimlerini de dikkate alarak, tüm çocuklara öğrenme ve ilkokula hazırlık konusunda eşit fırsat sunmayı hedefler.
Rehberlik hizmetlerine önem vermektedir; Öğretmenlerin, rehber öğretmenlerle iş bir­liği içinde çalışması, çocukların gelişimlerinin desteklenmesinde ve ekip çalışmasının sağlıklı bir şekilde yürütülmesinde önemlidir.

REPORT THİS AD

OKUL ÖNCESİ ÇOCUKLARIN İLKÖĞRETİME HAZIR BULUNUŞLUKLARINI

DEĞERLENDİRME YÖNTEMLERİ

Okula hazır bulunuşlukla ilgili değerlendirmeler genellikle dönem başlarında ve ilköğreti­me başlamadan önce yapılan çalışmalardır. Çocukların okula hazır oluşluğunun değer­lendirmesi hâlen tartışma konusudur. Erken çocukluk alanında çalışan uzmanlar olası olumsuz sonuçların engellenmesi için (örneğin, çocukların okul öncesi eğitime başlama­sı veya ilkokula başlamasıyla ilgili olası güçlüklerin önlenmesi ve engellilik durumunun belirlenmesinde) değerlendirmenin önemli olduğunu belirtmektedirler. Bazı araştırma­cılar ise bu değerlendirme araçlarının kullanımı sonucunda çocukların zor öğrenenler olarak etiketlendiğini ifade etmektedirler. Bu nedenle değerlendirmenin uygun bir ölçme aracı ile yapılması olası sorunların ortaya çıkmaması açısından önemlidir. Bu nedenle okula hazır oluş değerlendirme araçlarının aşağıdaki öğeleri içermesi gerekmektedir.

Okula hazır oluşu değerlendirme araçları özel bir amaç için düzenlenmelidir. Değer­lendirme araçlarının amaçları dışında kullanımı, verilerin yanlış yorumlanmasına yol açabilir. Okula hazır bulunuşluğu değerlendirme araçları öğretimi planlamada rehber olmakla birlikte çocuğun gelecekteki ihtiyaçlarını belirleme ve değerlendirme için kul­lanılabilir.
Erken çocukluk eğitimi konusunda çalışan uzmanlar, tarama ve değerlendirme araçları arasındaki farkı bilerek hareket etmelidirler. Erken çocukluğun değerlendi­rilmesindeki ilke ve yöntemler; tavsiye raporunda değerlendirmeler için beş amaç belirlenmiştir. Okula hazır bulunuşluğun değerlendirilmesi genellikle bu amaçlar­dan birinin altında yer almaktadır. Bu amaçlar, çocuğun öğrenmesinin gelişimini desteklemek, özel eğitime ihtiyacı olan çocukların belirlenmesi, uygulanan erken çocukluk eğitimi programlarının etkililiğinin belirlenmesi, zaman içinde değişen eği­limlerin yakalanması ve değerlendirmelerde yüksek çıta ya da düzey belirleyicilerin kullanılmasını içerir.
Değerlendirme araçları okula hazır oluşun özel bir alanını tanımlayacak şekilde düzen­lenmelidir. Okula hazır oluş kavramının belirsizliği değerlendirme araçlarının amaca uygun kullanımı ile ilgili zorluklar yaşanmasına neden olmaktadır. Uygulanan eğitim programlarına göre hazır oluş değerlendirme kriterleri de belirlenmelidir.
Değerlendirmeleri yapan kişilerin uygunluğu ve uygulayıcıların tarafsızlığı önemlidir. Değerlendirmelerde çocuğun büyüme ve gelişmesi göz önünde bulundurulmalıdır. Be­lirli bir yaş döneminde yapılan değerlendirmeler çocuğun büyüme ve gelişmesine bağ­lı olarak geçerliliğini kaybedebilirler.

REPORT THİS AD

Okul başarısı için önemli olan öğrenme ve gelişim için çocuğu değerlendirmede beş alan tanımlanmıştır. Bu alanlar aşağıdaki şekilde açıklanmıştır.

Sağlık ve fiziksel gelişim: Bu alan büyüme ve fiziksel sağlık değerlendirmelerini kapsar. Bu değerlendirmelerde çocuğun kronolojik yaşı, boyu, kilosu, cinsiyeti, gör­sel algısı, işitme algısı, nörolojik gelişimi ve motor becerilerdeki gelişimi ve perfor­mansı göz önünde bulundurulur.
Duygusal iyi olma ve sosyal yeterlik: Diğer kişiler ile başarılı ilişkiler kurma yetene­ğini kapsar.
Öğrenmeye yönelik yaklaşım: Çocuğun öğrenme sitili, yeni görevlere karşı merak ve açıklık, görevi tamamlamaya karşı isteklilik, düşünme ve bilgiden anlam çıkar­ma, hayal gücü ve keşfetmeyi içerir.
İletişimsel beceriler: Anlama, konuşma dilin sosyal kullanımı, kelimeler ve anlam­ları sorgulama, dilin yaratıcı kullanımını kapsar. Okuma yazmaya yönelik hazırlık, yazılı basılı metinlerin farkındalığı, hikâye okumaya karşı duyarlılık ve yazı yazma sürecini kapsar.
Anlama ve genel bilgi: Matematik, mantıksal bilgi, sosyal bilgiyi içerir. Ayrıca Problem çözme becerileri, matematik bilgisi ve sosyal bilgiyi de içerir.
Okul personeli, tarama testlerini ve gelişimsel değerlendirme araçlarını birbiriyle de­ğiştirme eğilimi gösterirler. Bu durum uygunsuz kullanımlara yol açabilir.

Tarama testleri tek başlarına gelecekte ortaya çıkabilecek problemlerin belirlenme­sinde yeterli olmayabilir. Çocuğu tanıma ve değerlendirme teknikleri açısından öğret­menler, gözlem yaparak, günlük sınıf etkinliklerinde çocuğun performansını değerlen­direrek çocuk hakkında farklı kaynaklardan bilgi toplayabilirler. Çocukların portfolyo dosyaları, veli görüşme notları ve sınıf içinde standart testler kullanılarak yapılan de­ğerlendirmeler, öğretmenin çocuk hakkında bilgi edinmesinde birer kaynaktır.



Çocuk­ları tanıma ve değerlendirme; çocukla ilgili tüm bilgilerin, objektif, esnek fakat tutarlı bir şekilde çok çeşitli araçlar yardımıyla sistematik olarak toplanması, kayıt altına alınması ve bunları birbiri ile birleştirerek anlamlı ve güvenilir bir karar verme sürecini içermektedir. Çocukları tanımada kullanılan teknikler aşağıdaki gibi sınıflandırılmıştır.

ÇOCUĞU TANIMADA KULLANILAN TEKNİKLER

Her çocuk farklı özeliklerle doğar ve bu özeliklerini geliştirerek büyür. Çocuğu tanımak için onun ilgi alanlarını, kişisel özeliklerini yaşadığı çevrenin çocuk üzerindeki olumlu ve olumsuz etkilerini bilmek gerekir. Çocuğu tanımada kullanılan teknikler test dışı teknikler ve test teknikleri olmak üzere iki grupta ele alınarak incelenebilir.

ÇOCUKLARI TANIMADA KULLANILAN TEST DIŞI TEKNİKLER

Çocukları tanımada kullanılan test dışı teknikler; gözlem, kendini anlatma teknikleri, başka­larının kanılarına dayalı teknikler ve etkileşime dayalı teknikler şeklinde sıralanabilir.

GÖZLEM

Gözlem, bir kimsenin diğer bir kimse hakkında duyu organları ile bilgi edinmesi veya çocukların farklı ortamlarda, farklı davranışları ile ilgili bilgi toplama tekniği olarak tanım­lanabilir. Gözlem bir çocuk ya da grup hakkında yer, olay, nesne, durum ve şartlara göre bilgi toplamak için maksatlı, belirli bir amaca yönelik gözetleme ve duyma işidir. Kısaca gözlem, bilgi toplama tekniklerinden biridir. Gözlem birkaç şekilde yapılabilir.

Gelişi Güzel Gözlem: Herhangi bir plan yoktur. Amaç belirlenmediği için doğal ortamda rastgele elde edilir. Örneğin, öğrenciye rehberlik ederken çocukları rastgele gözlemleme olabilir.


Date: Kasım 22, 2016
Author: ORHANER
0 Yorumlar
İlköğretime hazırlık ve ilköğretim programları kapsamında; okula hazır bulunuşluğun ta­nımı ve önemi, okula hazır bulunuşlukla ilgili yaklaşımlar, okula hazır bulunuşluğu etki­leyen faktörler, ilköğretim programlarının özelikleri ve okul öncesi programı ile karşılaştı­rılması, okul öncesi eğitimin temel ilkeleri, çocuğu tanımada kullanılan teknikler konuları özetlenmiştir.

OKULA HAZIR BULUNUŞLUĞUN TANIMI VE ÖNEMİ

Son yıllarda okula hazır oluşluk kavramının üzerinde sıkça durulsa da okula hazır olmak ya da okul olgunluğunun ne olduğu konusu hâlâ tartışılmaktadır. Amerika’da 1997 yılında yapılan Ulusal Eğitim Hedefleri Paneli’nde (Anonymous, 1997) ortaya çıkan önemli kav­ramın, okula hazır bulunuşluk kavramının olduğu ifade edilmiştir. Bu panelin sonuçları, erken çocukluk eğitiminin ve okul hazır bulunuşluğunun öneminin anlaşılmasını sağla­mıştır. Bu sonuçlar da sosyal politikaların değişmesine neden olmuştur.

Okula hazır oluş; çocuğun yaşına paralel olarak gelişiminin yanı sıra öğrenme yaklaşım­ları, kavrama ve genel bilgi düzeyi konusunda aile ve çevresinin desteği doğrultusunda kendinden beklenen gerekli bilgi, beceri ve tutum seviyesine ulaşmasıdır.

ilköğretime hazırlık; çocukların bütünsel gelişimlerinin desteklenerek ilköğretim için gerekli becerilerin kazandırıldığı sistemli çalışmaların bütünüdür.

Aileler, öğretmenler, okul idarecileri ve politikacılar, çocukların okula başlarken öğrenme­ye hazır olup olmadıkları konusunda endişe duyarlar. Yaş, genellikle okula başlamada önemli sayılan belirleyici unsurlardan biridir. Çocukların okula başlama yaşları ülkeden ülkeye farklılık göstermektedir. İngiltere’de beş yaş, zorunlu eğitime başlama yaşı iken İsveç ve Finlandiya’ da yedi, İrlanda, Portekiz ve İtalya’da altıdır. Türkiye’ de okula başla­ma yaşı 66 ay olarak kabul edilmiştir.

REPORT THİS AD

Yaşın yanı sıra çocukların okula hazır oluşluğu ile ilişkili farklı değişkenler vardır. Öncelikli olarak çocukların bireysel farklılıkla­rını kabul etmek ve çocuğun gelişimini olumlu yönde desteklemek önemlidir. Bu destek­te, çocuğun içinde bulunduğu çevrenin ona uygun ortamı sağlaması önemlidir. Öncelikli olarak okula hazır oluşlukta çocuğun nitelikli bir okul öncesi eğitimi almasının çocukların, sosyal-duygusal becerilerini aynı zamanda da bilişsel becerilerini destekleyerek, okul olgunluğunun kazanımı üzerinde etkili olduğu belirtilmektedir.

Uzmanlar okula hazır bulunuşluğu, çocukların bilgi ve becerilerini duruma uygun olarak kullanabilme yetisi olarak tanımlamaktadır. Okula hazır oluş durumunu destekleyen çalışmalar, okul öncesi dönemdeki çocukların eğitimlerinde diğer etkinliklerin yanı sıra onların algılayabilmelerini, dikkatlerini toplayabilmelerini, hatırlayabilmelerini, problem çözme, el-göz koordinasyonu ve kalem tutma becerilerini geliştirebilmelerini içerdiğini ifade etmektedir.

OKULA HAZIR BULUNUŞLUKLA İLGİLİ YAKLAŞIMLAR

Çocukların okula hazır oluşlukları ile ilgili dört yaklaşımdan bahsedilmektedir. Bu yaklaşımları aşağıda kısaca açıklamıştır:

Doğal (Nativist/Maturationist) Yaklaşım: Okula hazır oluş, çocuğun içindeki bir feno­men olarak görülür, bu durum çevreden etkilenmez ya da az etkilenir. Çocuk tahmin edi­lebilir aşamalardan geçerek gelişir. Bütün çocuklar doğuştan getirdikleri genetik özelik­lerin izin verdiği oranda benzer aşamaları izlerler. Bu yaklaşıma göre dış etkenler geçici olarak çocuğun üzerinde pozitif veya negatif etki yaratmalarına rağmen bu etki çocuğun gelişimi üzerinde önemli bir fark yaratmayabilir.

Empirik ve Çevreci Yaklaşım: Bu yaklaşım, çocuk okula başlamadan önceki yaşamış olduğu zorunluluklar üzerine yapılanmıştır. Ayrıca bu yaklaşım, renkleri ve şekilleri bil­me, ismin nasıl yazıldığı ve birden ona kadar sayma becerileri gibi, öğrenmenin dışa vurumları üzerine odaklanmıştır. Çocuklar bu becerileri öğrenebilmeleri için eğitilmeli­dirler.

Sosyal Yapılandırmacı Yaklaşım: Bu yaklaşıma göre toplum ve çevrenin çocuğun ya­şamında okula hazır oluşluğunun değerlendirilmesinde geçerli bir gereklilik olduğu düşü­nülmektedir. Bu yaklaşım hazır oluşun çocukla ilişkili bir durum olduğunu reddetmektedir. Ayrıca hazır oluşluğun bir yapılandırmacı fikir olduğunu ve toplum aile ve okul tarafından bunun düzenlenmesi gerektiğini vurgular. Bu görüş hazır oluşluğun, bir toplum­dan bir diğerine değişebileceğinin altını çizmektedir.

Etkileşimci Yaklaşım: Çocuğun şu andaki bilgi, beceri, yetenekleri ve öğrenme durumlarının yeniden düzen­lenmesi üzerine odaklanır. Çocuğun gelişimi içinde bulunduğu çevrede, neyi öğretmenin ve öğrenmenin değerli olması gerektiği üzerine durur. Bu faktörler, okula hazır oluşta çocuğun yapılanmasında öncelikleri oluşturur. Ayrıca çocuğun okula hazır oluşu için ai­lelerin bu duruma hazırlanması, ailelerin erken dönemden itibaren çocuğun büyüme ve gelişmesi için çocuğa öğrenme deneyimleri kazanımını desteklemesini içerir.

OKULA HAZIR BULUNUŞLUĞU ETKİLEYEN FAKTÖRLER

1-Fiziksel Sağlık ve Motor Koordinasyon:

Çocukluk dönemini yetişkinlikten ayıran en önemli özellik sürekli bir büyüme ve gelişme durumunun olmasıdır. Doğum öncesi ve doğum sonrasında birçok etmen büyüme ve gelişmeyi etkileyerek, yavaşlamasına ya da durmasına neden olabilir. Bu etki, ne kadar erken dönemlerde meydana gelirse, o kadar belirgin ve kalıcı olur. Ancak, gelişim dö­nemlerinde etkili olan etmenlerin kontrolü ve alınacak önlemler sayesinde çıkabilecek sorunlar önlenebilir. Bunun sonucunda, çocukların duygusal, fiziksel ve zihinsel yönler­den sağlıklı bireyler olarak yetişmesi sağlanabilir.

İlköğretime hazır oluşu etkileyen faktörlerden ilki fiziksel faktörleri içermektedir. Çocuğun genel sağlık durumu, büyüme ve gelişmesi, kaba ve ince motor gelişim seviyesi çocuğun fiziksel özeliklerini kapsar. Bu özellikler çocuğun doğum öncesi doğum anı ve doğum sonrası içinde yaşadığı koşulları da içine alır. Çocukların bu dönemlerde yaşadıkları olumsuzluklar, gelişme geriliğine veya kalıcı zihinsel geriliklere yol açabileceğinden okul başarısı üzerinde etkileri olabilmektedir.

Çocuğun okula hazır oluşunda motor koordinasyonun yeterli olması da fiziksel sağlık ka­dar önemlidir. Çocuğun, akran etkileşimini sağlayan basketbol gibi farklı oyunları kapsa­yan kurslara devam etmesi desteklenmelidir. Bunlara ek olarak okula hazır oluşta çocuğun duyuşsal özeliklerinin incelenmesi de ge­reklidir. İşitme problemi yaşayan bir çocuk öğretmenin yönergelerini anlayamayacağın­dan dersi takip etme ve öğretmenine geri bildirim vermekte zorlanacaktır. Yine görme problemi olan çocuk harfleri kopya etmede, okuma becerilerinde yetersizlikler göstere­çektir.

2-Sosyal Duygusal Düzenleme:

Çocukluk yaşamında en önemli süreçlerden biri sosyalleşmedir. Sosyal gelişim bireyin kendisi ve başkaları ile iyi geçinme, olumlu etkileşim kurma yeteneğini kazanması ile gerçekleşir. Sosyal gelişimin doğumla başlayan ve yaşam boyu devam eden, kişinin yaşadığı toplumla uyumunu sağlayan bir süreç olduğu söylenebilir.

İlkokula başlayan çocuklar yeni ve geniş bir sosyal çevrenin içinde kendilerini bulurlar. Bir geçiş dönemi olan bu yaşta, bedensel ve psikolojik kaynaklı bazı temel değişiklikler dikkat çeker. İlkokula başlaması ile çocuk, okul öncesi döneme oranla daha fazla çocukla ilişki kurmaktadır. Bunun yanı sıra bu dönemde aile ilişkilerinin zayıfladığı bireysel oyun­ların yerini grup oyunlarının aldığı görülür. Bu dönemde çocuğun sosyal ilişkilerinde, öğ­retmeni, arkadaşları ve özellikle ailesi ile kurduğu yakın ilişkiler ön plana geçer.

REPORT THİS AD

Çocukların okula başlamadan önce sosyal yeteneklerinin geliş­mesinin önemli olduğunu vurgulanmaktadır. Çocukların geliştirdiği sosyal özelikler kontrol listeleri ile değerlendirilebilmektedir. Bu özellikler ve yetenekler, bireysel özellikler, sosyal beceriler, akran ilişkilerindeki yeterlikler olarak sınıflandırılmıştır.

Bireysel özelikler: Bireysel özeliklerin sosyal olarak yeterli olabilmesi için, çocukların genellikle, pozitif bir duygu durumunda olmaları, çoğunlukla yetişkinlere bağımlı olma­maları, okula ve sınıfa istekli gelmeleri, tersliklerle uygun bir şekilde başa çıkabilmeleri önemlidir. Çocukların ayrıca empati yeteneklerinin ve bir veya iki tane pozitif ilişki kurduk­ları arkadaşlarının olması olumlu sosyal gelişimin belirleyicilerindendir.

Sosyal beceriler: Sosyal becerileri tanımlarken çocuğun genellikle diğerlerine karşı po­zitif bir yaklaşım içinde olması, hareketlerinin sebeplerini açıklayabilmesi, uygun olarak hakkını koruyabilmesi, grup içine başarı ile dahil olabilmesi, sinirli olduklarında veya ha­yal kırıklığına uğradıklarında bu durumu diğerlerine zarar vermeden çözümleyebilmesi, farklı konulara ilgilerini göstermek için çeşitli tartışmaların içine girebilmesini örnek ve­rebiliriz.

Akran ilişkileri özelikleri: Bu özellikler; diğer çocuklar tarafından oyuna davet edilme ya da bazen arkadaşlarını oyuna davet edebilme ve bazı çocukları arkadaş olarak isimlendirebilmelerinden oluşmaktadır.

Çocukların okula hazır oluşunda sosyal-duygusal gelişimlerindeki yeterlilikler önemli rol oynamaktadır. Özelikle aile – çocuk etkileşimi ve anneden ayrılamama kaygısının düzeyi çocuğun okula adaptasyonunu etkilemektedir. Çocuk ailesiyle sağlıklı bir bağlanma ilişki­si kurmuşsa okula adaptasyonu da o kadar kolay olabilmektedir. Bu nedenle ailelerin çocuğun okula hazır oluşluğunu desteklemeleri önemlidir.

REPORT THİS AD

Öncelikli ola­rak çocuğa okula başlamadan önce diğer çocuklar ile düzenli etkileşimde bulunma fırsatı verilmelidir. Böylece çocuk akranları ile iletişim kurma becerilerini geliştirecektir. Oyun, çocukların akranlarıyla iletişim kurmasını destekleyen en önemli araçtır. Ayrıca çocuk oyun içinde kaybetme ve kazanma duygusunu öğrenebilmektedir.

3-Bilişsel Özelikler:

Bilişsel gelişim, çocuğun dünyayı tanıması, anlaması, yeni bilgi ve beceriler öğrenmesi, öğrendiklerini hatırlamasını içerir. Bunların yanı sıra problem çözme ve algı­lama gibi süreçlerin gelişimini açıklamaya çalışır. Biliş, insanın algılamasını, yorumlamasını, yargılamasını sağlayan bilgi edinme gücü ve sürecidir. Bi­lişsel gelişim ise bireyin dünyayı anlama ve öğrenmesini sağlayan aktif zihinsel faaliyet­lerdeki gelişim olarak tanımlanabilir.

Bilişsel gelişim, düşünme ve kavrama sisteminde oluşan gelişmeleri içermekte olup akıl yürütme, algılama, bellek ve dilde oluşan değişimleri vurgulamaktadır. Okul öncesi eği­tim programlarında yer alan görsel algılamayı destekleyici, nesne-resim arasındaki ben­zerlikler veya farklılıkları bulma, geometrik şekillerin ya da resimlerin eşleştirilmesi gibi çalışmalar, okula hazır oluş için önemlidir. Bu etkinlikler çocukların harf ve kelime analizi yapmalarını sağlayarak, kelime biçimlerini tanımalarını ve analiz etme becerilerinin geli­şimini desteklemektedir. Çocukların yaptıkları çizme, boyama ve resim yapma ile yaptığı resimlerdeki olayları anlatma gibi etkinlikler görsel-motor algının gelişimini destekler. Bu tür etkinlikler vasıtası ile çocukların, dil deneyimlerini kazanma, yer yön tayin etme, el göz koordinasyonu kurma gibi ilköğretime hazır oluş için gerekli olan becerilerinin geli­şimi sağlanır. Çocuklara genellikle beş yaş civarında verilmeye başlanan bu çalışmalar, onların bilişsel ve psiko-motor gelişimleri açısından istenilen davranışları kazanmalarına yardımcı olmaktadır. Okul öncesi dönemde, zengin okuma-yazma deneyimi kazanmış olarak ilköğretime geçen çocukların ilköğretimdeki başarıları da olumlu yönde olacaktır.

4-Dil Gelişimi:

Çocuklarda dil ve konuşma gelişimi, doğar doğmaz başlar ve özellikle yaşamın ilk üç yılında beynin gelişmesi ve olgunlaşmasına paralel olarak hızlı bir ilerleme kaydeder. İletişim açısından zengin, çevresindeki bireylerin ses ve konuşmalarıyla beslenen, kendi iletişim ve konuşma çabasına yanıt alabildiği bir ortamda yetişen bir çocuk, bu süreçte dil ve konuşma açısından çok büyük bir yol kat eder. Dil ve konuşma; doğal iletişim or­tamlarında, insanoğlunda varolan yeteneğin, modelleri dinleme, taklit, paylaşım ve geri bildirimle pekiştirilmesi sonucunda kazanılır. Dilin kazanılması ve gelişimi konusunda çalışan dil bilimciler özelikle okul öncesi yılların dilin kazanılması konusunda önemli yıllar olduğu konusunda görüş birliğine varmışlardır.

Dil gelişimi, zihinsel gelişimin bir parçasıdır. Dil gelişimi yazılı veya konuşmaya yöne­lik sözel iletişimi kullanma becerisine ait gelişimi ve değişimi ifade eder Dil gelişimi, eğitim öğretimde öğrenmenin gerçekleşmesi için önemli bir araçtır. Öncelikli olarak dil, çocukların okula hazır oluşluk becerilerinde önemli bir alandır. Çocuklar okuma yazma­ya başlamadan önce dinlemeyi ve konuşmayı öğrenmektedirler. Özelikle ifade edici dili geliştirmek için çocuğun diğer çocuklarla iletişime geçebileceği, kendi duygu ve düşüncelerini ifade edebileceği deneyimlerini ve izlenimlerini paylaşabileceği uygun ortamlar hazırlanmalıdır. Hikâye okuma ve tamamlama çalışmaları, yeni bir hikâye oluşturmaya teşvik, şiir okuma ve dinleme, açık hava oyunları, inceleme gezileri, dramatik oyunlar, fen ve doğa çalışmaları gibi etkinlikler çocukların ifade edici dilinin gelişimini destekleyen çalışmalara örnek olarak verilebilir.

5-Kurallar:

Okula hazır oluşlukta çocukların kuralların farkına varmaları önemlidir. Bunlar tam ve kesin olarak, çocuğun sırada oturması, eşyalarını organize etmesi, ödevlerini not ederek zamanında yapması ve zil çalınca sınıfta olmak gibi becerileri içerir. Çocukların birçok becerileri gerçekleştirebiliyor olmaları okul hazır oluşluk düzeyi üzerine etki etmektedir.

6-Yaş ve Hazır Oluş:

Araştırmalar ve okula hazır oluşun tanımlanmasının karmaşıklığına rağmen, okula baş­lama için yaş hâlen önemli bir kriter olarak kullanılmaktadır. Bununla birlikte bireysel ve toplumsal farklılıklar okula hazır oluş üzerinde etkilidir. Hazır oluş bir toplumdan diğerine değişiklik gösterebilir. Bunun sebepleri aşağıdaki şekilde açıklanabilir:

Çocukların okula başlamasıyla toplum tarafından çocuklardan ilk olarak yüksek başarı ve sosyal yeterlilik göstermeleri beklenmektedir.

Okula başlama yaşı ile coğrafik yerleşim ve sosyo-ekonomik düzeyin ilişkili olduğu bilinmektedir. Sosyal güvencede yaşanan finansal sorunlar, okula başlama yaşında güç­lükler yaşanmasına yol açmaktadır. Özelikle az gelişmiş ülkelerde ailelerin yaşadığı ekonomik sorunlar, kız çocuklarının okula başlatılması ile ilgili güçlükleri de berabe­rinde getirmektedir. Ayrıca düşük sosyo-ekonomik seviyedeki aileler erken dönemde çocuklarını okula yolladıklarında yoksullukla bağlantılı olarak çocukların eğitim ve gelişim seviyesinde oluşan yetersizlikler okula hazır oluştuğu da olumsuz yönde et­kilemektedir.

Birçok ülkenin eğitim sisteminde çocukların okula başlama yaşı kesin olarak ifade edil­miştir. İsveç ve Finlandiya’da yedi, İrlanda, İspanya, Portekiz ve İtalya’da altı, İngiltere’de beş yaş zorunlu eğitimin başladığı yaşı gösterir. Türkiye’de de okul öncesi eğitime baş­lama yaşında herhangi bir değişiklik yapılmamıştır. Yeni sistem gerçekleştirilmeden önce 37 – 72 ay arasındaki çocuklar okul öncesi eğitim alabiliyorlardı. Şimdi de 36 ayını ta­mamlamış çocuklar okul öncesi eğitime başlayabileceklerdir. Ancak zorunlu temel eği­time başlama yaşı değişmiş olduğundan üst sınırda bir değişiklik söz konusudur. Buna göre, 30 Eylül 2012 tarihi itibariyle Türkiye’de 37-66 ay arasındaki çocukların anaokulun­da veya uygulama sınıflarında, 48-66 ay arasındaki çocukların ise anasınıflarında okul öncesi eğitim almaları sağlanacaktır.

Çocuklar okula başlamadan önce okulu ziyaret edebilir ya da bir oryantasyon progra­mına dahil olabilirler. Çocuklara okul çevresini tanıtmak için bilgilendirmenin yapılması (tuvaletlerin nerede olduğu, yemeğin nerede yeneceği ve uyku odasının neresi olduğu, çocuğun özel eşyalarını koyacağı dolapların ve sınıf köşelerinin tanıtılması gibi) oku­la adaptasyonlarını kolaylaştırır. Diğer çocuklar okuldayken ziyaretlerin yapılması, yeni başlayacak çocuğun okul bahçesini, okul ortamını, okuldaki çocukların sayılarını ve bü­yüklüklerini görmesi açısından önemlidir.

İLKÖĞRETİM VE OKUL ÖNCESİ EĞİTİM PROGRAMLARININ
KARŞILAŞTIRILMASI

İlköğretim programı ile okul öncesi eğitim programının karşılaştırılabilmesi için her iki programın amaçlarının ve ilkelerinin bilinmesi önemlidir.

İlköğretimin Amaçları

İlköğretim çağı, çocuğun oyun çocukluğu döneminden çıkarak yaşamla tanıştığı bir dö­nemi kapsamaktadır. Ayrıca çocuğun kendisinden matematik ve okuma yazma becerileri gibi temel bilgi ve becerileri kazanmasının beklendiği bir süreçtir. Bu süreçte kazandığı deneyimler ve bilgiler, çocuğun ilerideki eğitim hayatındaki yetkinliği açısından önemlidir. Çocuğun ilköğretim yaşantısının olumlu olması onun öğrenmeye ve eğitime karşı pozi­tif tutum geliştirmesi üzerinde etkilidir. Eğitim anlayışının öğretmen merkezli eğitimden öğrenen merkezli eğitime doğru değişmesi ile çocuğun daha aktif olduğu bir yaklaşım benimsenmiştir. Çocuk ilk kez programlı öğretimin gerektirdiği etkinliklere katılmak, belirli bir disiplin planı dâhilinde kurallara uymakla yükümlüdür. Ayrıca ileri aka­demik beceriler olan okuma yazma becerisi ve aritmetik becerileri gibi konuları öğren­mekle karşı karşıyadır.

Bu doğrultuda ilköğretimin amaç ve görevleri, Milli Eğitim’in genel amaç ve görevlerine, Milli Eğitim’in genel amaç ve temel ilkelerine uygun olarak:

Öğrencilerin ilgi ve yeteneklerini geliştirerek onları hayata ve üst öğrenime hazırlamak,
Öğrencilere Atatürk ilke ve inkılâplarını benimsetme, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na ve demokrasinin ilkelerine, insan haklarına, çocuk haklarına ve uluslar arası sözleş­melere uygun olarak haklarını kullanma, başkalarının haklarına saygı duyma, görevini yapma ve sorumluluk yüklenebilen birey olma bilincini kazandırmak,
Öğrencilerin milli ve evrensel kültür değerlerini tanımalarını, benimsemelerini ve geliş­tirmelerini, bu değerlere saygı duymalarını sağlamak,
Öğrencileri, kendilerine, ailelerine topluma ve çevreye, olumlu katkıda bulunan, kendisi, ailesi ve çevresi ile barışık, başkaları ile iyi ilişkiler kuran, iş birliği içinde çalışan, hoşgö­rülü ve paylaşmayı bilen, dürüst, erdemli, iyi ve mutlu yurttaşlar olarak yetiştirmek,
Öğrencilerin kendilerini geliştirmelerine, sosyal kültürel, eğitsel bilimsel, sportif ve sanatsal etkinliklerle milli kültürünü benimsemelerine ve yaymalarına yardımcı olmak,
Öğrencilere bireysel ve toplumsal sorunları tanıma ve bu sorunlara toplumsal çözüm yolları arama alışkanlığı kazandırmak,
Öğrencilere, toplumun bir üyesi olarak kişisel sağlığının yanı sıra ailesinin ve toplu­mun sağlığını korumak için gerekli bilgi ve beceri, sağlıklı beslenme ve yaşam tarzı konularında bilimsel geçerliliği olmayan bilgiler yerine, bilimsel bilgilerle karar verme alışkanlığını kazandırmak,
öğrencilerin becerilerini ve zihinsel çalışmalarını birleştirerek çok yönlü gelişmelerini sağlamak,
Öğrencileri kendilerine güvenen, sistemli düşünebilen girişimci, teknolojiyi etkili biçim­de kullanabilen planlı çalışma alışkanlığına sahip estetik duyguları ve yaratıcılıkları gelişmiş bireyler olarak yetiştirmek,
Öğrencilerin ilgi alanlarının ve kişilik özeliklerinin ortaya çıkmasını sağlamak, meslek­leri tanıtmak ve seçeceği mesleğe uygun okul ve kurumlara yöneltmek,
Öğrencileri derslerde uygulanacak öğretim yöntem ve teknikleriyle sosyal kültürel ve eğitsel etkinliklerle kendilerini geliştirmelerine ve gerçekleştirmelerine yardımcı olmak,
Öğrencileri ailesine ve topluma karşı sorumluluk duyabilen üretken, verimli, ülkenin ekonomik ve sosyal kalkınmasına katkıda bulunabilen bireyler olarak yetiştirmek,
Doğayı tanıma, sevme ve koruma, insanın doğaya etkilerinin neler olabileceğine ve bunların sonuçlarının kendisini de etkileyebileceğine ve bir doğa dostu olarak çevreyi her durumda koruma bilinci kazandırmak,
Öğrencilere bilgi yüklemek yerine, bilgiye ulaşma ve bilgiyi kullanma yöntem ve teknik­lerini öğretmek,
Öğrencileri bilimsel düşünme, araştırma ve çalışma becerilerine yöneltmek,
Öğrencilerin, sevgi ve iletişimin desteklendiği, gerçek öğrenme ortamlarında düşünsel becerilerini kazandırmalarına, yaratıcı güçlerini ortaya koymalarına ve kullanmalarına yardımcı olmak,
Öğrencilerin kişisel ve toplumsal araç-gereçleri, kaynakları ve zamanı verimli kullan­malarını, okuma zevk ve alışkanlığı kazanmalarını sağlamaktır (Anonim, 2003).

REPORT THİS AD

Okul Öncesi Eğitimin Amaçları

Okul öncesi eğitimin amaçları, Türk Milli Eğitimi’nin genel amaçlarına ve temel ilkeleri­ne uygun olarak;

Çocukların beden zihin ve duygu gelişmesini ve iyi alışkanlıklar kazanmasını sağlamak,
Çocukları ilköğretime hazırlamak,
Şartları elverişsiz çevreden ve ailelerden gelen çocuklar için ortak bir yetiştirme ortamı yaratmak,
Çocukların Türkçeyi doğru ve güzel konuşmasını sağlamaktır.
OKUL ÖNCESİ EĞİTİMİN TEMEL İLKELERİ

Okul öncesi dönem yaşamın temelidir. Bu dönemde öğrenme hızı çok yüksektir. Bir yaş grubunun genel gelişim özellikleri o yaş grubundaki tüm çocuklar için ortaktır; ancak her çocuğun kendine özgü gelişim özelliklerine sahip olduğu da unutulmamalıdır. Okul önce­si eğitimin dayandığı temel ilkeler aşağıda sıralanmıştır:

Okul öncesi eğitim çocuğun gereksinimlerine ve bireysel farklılıklarına uygun olmalıdır.
Okul öncesi eğitim çocuğun psikomotor, sosyal-duygusal, dil ve bilişsel gelişimini desteklemeli, öz bakım becerilerini kazandırmalı ve onu ilköğretime hazır duruma getirmelidir.
Okul öncesi eğitim kurumlarında çocukların gereksinimlerini karşılamak amacıyla de­mokratik eğitim anlayışına uygun eğitim ortamları hazırlanmalıdır.
Etkinlikler düzenlenirken çocukların ilgi ve gereksinimlerinin yanı sıra çevrenin ve oku­lun olanakları da göz önünde bulundurulmalıdır.
Eğitim sürecinde çocuğun bildiklerinden başlanmalı ve deneyerek öğrenmesine ola­nak tanınmalıdır.
Çocukların Türkçe’yi doğru ve güzel konuşmalarına gereken önem verilmelidir.
Okul öncesi dönemde verilen eğitim ile çocukların sevgi, saygı, iş birliği, sorumluluk, hoş görü, yardımlaşma, dayanışma ve paylaşma duygu ve davranışları geliştirilmelidir.
Okul öncesi eğitim, çocuğun kendine saygı ve güven duymasını sağlamalı, ona öz denetim kazandırmalıdır.
Oyun bu yaş grubundaki çocuklar için en uygun öğrenme yöntemidir. Tüm etkinlikler oyun temelli düzenlenmelidir.
Çocuklarla iletişimde, onların kişiliğini zedeleyici şekilde davranılmamalı, baskı ve kı­sıtlamalara yer verilmemelidir.
Çocukların bağımsız davranışlar geliştirmesi desteklenmeli, yardıma gereksinim duy­duklarında yetişkin desteği, rehberliği ve güven verici yakınlığı sağlanmalıdır.
Çocukların kendilerinin ve başkalarının duygularını fark etmesi desteklenmelidir.
Çocukların hayal güçleri, yaratıcı ve eleştirel düşünme becerileri, iletişim kurma ve duygularını anlatabilme davranışları geliştirilmelidir.
Programlar hazırlanırken aile ve içinde bulunulan çevrenin özellikleri dikkate alınmalıdır.
Eğitim sürecine çocuğun ve ailenin etkin katılımı sağlanmalıdır.
Okul öncesi eğitimde çocuğun gelişimi ve okul öncesi eğitim programı düzenli olarak değerlendirilmelidir.
Okul öncesi eğitimde değerlendirme sonuçları çocukların, öğretmenin ve programın geliştirilmesi amacıyla etkin olarak kullanılmalıdır.

REPORT THİS AD

Okul öncesi eğitimle ilköğretim programlarının karşılaştırılması aşağıdaki tabloda özet­lenmiştir.

Okul Öncesi Eğitim Programı İlköğretim Programı

Gelişimsel programlar uygulanır. Gelişimsel özelikler dikkate alınmıştır
Programda grubun özelliğine göre değişiklikler yapılması desteklenir. Programda grubun özelliğine göre değişiklik­ler yapılacağı ön görülmektedir.
Grup etkileşimi fazladır. Grup etkileşimi vurgulanmaktadır.
Öğrenme süreçleri, sonuçlardan ve ürünlerden önemlidir. Sonuç ya da ürün kadar öğrenme süreçleri de önemsenmektedir.
Esnek bir programdır. Esnek bir programdır.
Ders yoktur, etkinlikler vardır. Ders vardır.
Etkinlik süreleri standardize edilmemiştir. Dersler standart sürelerde yapılır.
Kurallar, gruba ve grubun özeliğine göre oluştu­rulur. Sınıf ve okul kuralları çoğunlukla önceden belirlenir, ancak çocuğun bu karar alma sü­reçlerine katılımı önemsenmektedir

Öğretmen rehberdir, öğretici olmaktan çok ortamı hazırlayıcı ve yol göstericidir. Öğretmen rehberdir, öğrencilerin kendi öğ­renmeleri için ortamı hazırlar, bilgilerin bü­tünleştirilmesine katkıda bulunur.
Sınıf düzenindeki farklılık, çocukları programda değişik düzeylerde aktif kılar (sınıf etkinlik köşe­lerinden oluşmuştur). Sınıflar çoğunlukla sıra düzenindedir, ancak çocukların aktif olarak programa katılması esastır.
Çocuklar deneyerek, yaşayarak, yaparak öğre­nirler. Çocuklara aktif öğrenme olanakları sunmak­tadır. Öğrencinin yaparak yaşayarak öğren­mesi ön planda tutulmaktadır, öğrenciler bilgiyi kendileri yapılandırırlar.
Gelişimsel amaçları gerçekleştirmek için önceden belirlenmiş üniteler ve konular yoktur. Ancak bu yaş grubu için uygun olan kavramlar belirlenmiş­tir. Ayrıca amaçların ve kazanımların gerçekleşti­rilmesinde uygun konu ve temaların araç olarak kullanılması önerilmektedir. Alt sınıflarda bazı derslerde temalar var­dır, ancak üst sınıflarda üniteler ve konular vardır.
Günlük planların genel çerçevesi belirlenmiştir. Günlük ders çizelgesi vardır.
Öğrenme süreçlerinde alternatif etkinlikler önerir. öğrenme süreçlerinde alternatif etkinlikler önerir.
Çocuğun tüm gelişim alanlarının olabildiğince eşit desteklenmesi esastır. Sekiz temel beceri merkeze alınmıştır.
Değerlendirmede süreç önemlidir. Öğretmenin değerlendirilmesi, çocuğun değerlendirilmesi farklı yöntemlerle yapılabilir. Öğrencinin değerlendirilmesi esastır. Değer­lendirmede klasik test teorisinin yanı sıra al­ternatif test teorisi benimsenmektedir.
öğrenci merkezli yaklaşım temeldir. Öğrenci merkezli yaklaşım temeldir.

REPORT THİS AD

Okul öncesi eğitimin ve ilköğretimin amaçları, Milli Eğitimin Genel amaçlarına hizmet etmek için tasarlanmıştır. Her iki düzeyin amaçlarında da öğrencilerin bir üst öğretime hazırlanması hususu göze çarpmaktadır. Bu nedenle tüm öğretim düzeylerinin bir üst düzeye geçişte bir uyum içinde olması gerektiği anlaşılmaktadır. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yeniden düzenlenen 2002-2003 eğitim yılında yürürlüğe giren üç-altı yaş ço­cuklarının eğitim programında, ilköğretimin beklentileri ve ilköğretimde başarılı olabilmek için gerekli davranışların kazandırılması hususu göz önünde bulundurulmuştur. 2005- 2006 yıllında İlköğretim Programlarının yeniden düzenlenmesi ile birlikte her iki program ifade ve içerik açısından büyük ölçüde uyumlu hale getirilmiştir. Programların başarılı bir şekilde uygulanmasının ilköğretime geçişi kolaylaştıracağı düşünülmektedir.

Okul öncesi eğitim programının güncelleme çalışmaları 2012 yılında da yapılmıştır. Gün­celleme çalışması yapılan bu programda da çocukların zengin öğrenme deneyimleri ara­cılığıyla sağlıklı büyümelerini; motor, sosyal-duygusal, dil ve bilişsel gelişim alanlarında gelişimlerinin en üst düzeye ulaşmasını, öz bakım becerilerini kazanmalarını ve ilköğ­retime hazır bulunmalarını sağlamak amaçlanmıştır. Program, çocukların gelişimlerini desteklemesinin yanı sıra tüm gelişim alanlarında görülebilecek yetersizlikleri önlemeyi amaçladığından destekleyici ve önleyici boyutları olan çok yönlü bir program olma özel­liğini de taşımaktadır.

Bu programda, “kazanım” ve “gösterge”ler temel alınmıştır. Kazanımlar çocuk tarafın­dan başarılması gereken sonuçları ifade ederken; göstergeler bir kazanımın içyapısını oluşturan temel yapı taşlarına benzetilebilir. Göstergeler kazanımlara dayalı olarak oluş­turulur ve genellikle kendi içinde basitten karmaşığa, somuttan soyuta belirli bir aşama içinde sıralanarak belirlenirken kazanımın gerçekleşmesine hizmet ederler. Öğretmenler belirli bir kazanımla ilgili etkinlik oluştururken göstergeler onlara yol gösterecektir

REPORT THİS AD

Okul Öncesi Eğitim Programın Temel Özellikleri

Çocuk merkezlidir.
Temalar/Konular amaç değil araçtır.
Oyun temellidir.
Keşfederek öğrenme önceliklidir: Program, çocuğun kendi öğrenmesini kendisinin oluşturmasını destekler. Çocuk bu program aracılığıyla çevresinde olanları fark eder, merak ettiği konulara ilişkin sorular sorar, araştırma yapar, keşfeder ve oynar.
Böylece bilgiyi kendisi yapılandırır.

Öğrenme merkezleri önemlidir: Öğrenme ortamı çocukların gelişim özellikleri, ilgileri ve gereksinimleri dikkate alınarak düzenlenirse çocukların keşfetmesini, yeni beceriler edinmesini ve öğrenmesini destekler.
Yaratıcılığın geliştirilmesi ön plandadır: Yaratıcılık, programın temel özelliği olarak be­nimsenmiş ve kazanım ve göstergelerde yaratıcılık ele alınmıştır.
Günlük yaşam deneyimlerinin ve yakın çevre olanaklarının eğitim amaçlı kullanılması teşvik edilmektedir.
Evrensel ve toplumsal değerlere yer verilmiştir: Program, çocukların eleştirel bir şe­kilde doğrular ve yanlışlar hakkında düşünmelerini ve düşüncelerini özgür bir şekilde ifade etmelerini desteklemektedir.
Öğretmene özgürlük tanır: Bu programı kullanan öğretmen eğitim planlarını kendisi hazırlar, uygular ve değerlendirir.
Değerlendirme süreci çok yönlü olup değerlendirme sürecinde;
Çocuğun gelişiminin değerlendirilmesi,
Programın değerlendirilmesi,
Öğretmenin kendini değerlendirmesi,
Aile eğitimi ve katılımı önemlidir: Çocuğun eğitimi, okul ve aile arasında paylaşılan bir sorumluluktur. Anne babalar çocuğun eğitimine ne kadar erken katılırlarsa ço­cukların kazanımları da o oranda artacaktır.
Okul öncesi eğitimi, özel gereksinimli çocukların gereksinimlerini de dikkate alarak, tüm çocuklara öğrenme ve ilkokula hazırlık konusunda eşit fırsat sunmayı hedefler.
Rehberlik hizmetlerine önem vermektedir; Öğretmenlerin, rehber öğretmenlerle iş bir­liği içinde çalışması, çocukların gelişimlerinin desteklenmesinde ve ekip çalışmasının sağlıklı bir şekilde yürütülmesinde önemlidir.

REPORT THİS AD

OKUL ÖNCESİ ÇOCUKLARIN İLKÖĞRETİME HAZIR BULUNUŞLUKLARINI

DEĞERLENDİRME YÖNTEMLERİ

Okula hazır bulunuşlukla ilgili değerlendirmeler genellikle dönem başlarında ve ilköğreti­me başlamadan önce yapılan çalışmalardır. Çocukların okula hazır oluşluğunun değer­lendirmesi hâlen tartışma konusudur. Erken çocukluk alanında çalışan uzmanlar olası olumsuz sonuçların engellenmesi için (örneğin, çocukların okul öncesi eğitime başlama­sı veya ilkokula başlamasıyla ilgili olası güçlüklerin önlenmesi ve engellilik durumunun belirlenmesinde) değerlendirmenin önemli olduğunu belirtmektedirler. Bazı araştırma­cılar ise bu değerlendirme araçlarının kullanımı sonucunda çocukların zor öğrenenler olarak etiketlendiğini ifade etmektedirler. Bu nedenle değerlendirmenin uygun bir ölçme aracı ile yapılması olası sorunların ortaya çıkmaması açısından önemlidir. Bu nedenle okula hazır oluş değerlendirme araçlarının aşağıdaki öğeleri içermesi gerekmektedir.

Okula hazır oluşu değerlendirme araçları özel bir amaç için düzenlenmelidir. Değer­lendirme araçlarının amaçları dışında kullanımı, verilerin yanlış yorumlanmasına yol açabilir. Okula hazır bulunuşluğu değerlendirme araçları öğretimi planlamada rehber olmakla birlikte çocuğun gelecekteki ihtiyaçlarını belirleme ve değerlendirme için kul­lanılabilir.
Erken çocukluk eğitimi konusunda çalışan uzmanlar, tarama ve değerlendirme araçları arasındaki farkı bilerek hareket etmelidirler. Erken çocukluğun değerlendi­rilmesindeki ilke ve yöntemler; tavsiye raporunda değerlendirmeler için beş amaç belirlenmiştir. Okula hazır bulunuşluğun değerlendirilmesi genellikle bu amaçlar­dan birinin altında yer almaktadır. Bu amaçlar, çocuğun öğrenmesinin gelişimini desteklemek, özel eğitime ihtiyacı olan çocukların belirlenmesi, uygulanan erken çocukluk eğitimi programlarının etkililiğinin belirlenmesi, zaman içinde değişen eği­limlerin yakalanması ve değerlendirmelerde yüksek çıta ya da düzey belirleyicilerin kullanılmasını içerir.
Değerlendirme araçları okula hazır oluşun özel bir alanını tanımlayacak şekilde düzen­lenmelidir. Okula hazır oluş kavramının belirsizliği değerlendirme araçlarının amaca uygun kullanımı ile ilgili zorluklar yaşanmasına neden olmaktadır. Uygulanan eğitim programlarına göre hazır oluş değerlendirme kriterleri de belirlenmelidir.
Değerlendirmeleri yapan kişilerin uygunluğu ve uygulayıcıların tarafsızlığı önemlidir. Değerlendirmelerde çocuğun büyüme ve gelişmesi göz önünde bulundurulmalıdır. Be­lirli bir yaş döneminde yapılan değerlendirmeler çocuğun büyüme ve gelişmesine bağ­lı olarak geçerliliğini kaybedebilirler.

REPORT THİS AD

Okul başarısı için önemli olan öğrenme ve gelişim için çocuğu değerlendirmede beş alan tanımlanmıştır. Bu alanlar aşağıdaki şekilde açıklanmıştır.

Sağlık ve fiziksel gelişim: Bu alan büyüme ve fiziksel sağlık değerlendirmelerini kapsar. Bu değerlendirmelerde çocuğun kronolojik yaşı, boyu, kilosu, cinsiyeti, gör­sel algısı, işitme algısı, nörolojik gelişimi ve motor becerilerdeki gelişimi ve perfor­mansı göz önünde bulundurulur.
Duygusal iyi olma ve sosyal yeterlik: Diğer kişiler ile başarılı ilişkiler kurma yetene­ğini kapsar.
Öğrenmeye yönelik yaklaşım: Çocuğun öğrenme sitili, yeni görevlere karşı merak ve açıklık, görevi tamamlamaya karşı isteklilik, düşünme ve bilgiden anlam çıkar­ma, hayal gücü ve keşfetmeyi içerir.
İletişimsel beceriler: Anlama, konuşma dilin sosyal kullanımı, kelimeler ve anlam­ları sorgulama, dilin yaratıcı kullanımını kapsar. Okuma yazmaya yönelik hazırlık, yazılı basılı metinlerin farkındalığı, hikâye okumaya karşı duyarlılık ve yazı yazma sürecini kapsar.
Anlama ve genel bilgi: Matematik, mantıksal bilgi, sosyal bilgiyi içerir. Ayrıca Problem çözme becerileri, matematik bilgisi ve sosyal bilgiyi de içerir.
Okul personeli, tarama testlerini ve gelişimsel değerlendirme araçlarını birbiriyle de­ğiştirme eğilimi gösterirler. Bu durum uygunsuz kullanımlara yol açabilir.

Tarama testleri tek başlarına gelecekte ortaya çıkabilecek problemlerin belirlenme­sinde yeterli olmayabilir. Çocuğu tanıma ve değerlendirme teknikleri açısından öğret­menler, gözlem yaparak, günlük sınıf etkinliklerinde çocuğun performansını değerlen­direrek çocuk hakkında farklı kaynaklardan bilgi toplayabilirler. Çocukların portfolyo dosyaları, veli görüşme notları ve sınıf içinde standart testler kullanılarak yapılan de­ğerlendirmeler, öğretmenin çocuk hakkında bilgi edinmesinde birer kaynaktır.

REPORT THİS AD

Çocuk­ları tanıma ve değerlendirme; çocukla ilgili tüm bilgilerin, objektif, esnek fakat tutarlı bir şekilde çok çeşitli araçlar yardımıyla sistematik olarak toplanması, kayıt altına alınması ve bunları birbiri ile birleştirerek anlamlı ve güvenilir bir karar verme sürecini içermektedir. Çocukları tanımada kullanılan teknikler aşağıdaki gibi sınıflandırılmıştır.

ÇOCUĞU TANIMADA KULLANILAN TEKNİKLER

Her çocuk farklı özeliklerle doğar ve bu özeliklerini geliştirerek büyür. Çocuğu tanımak için onun ilgi alanlarını, kişisel özeliklerini yaşadığı çevrenin çocuk üzerindeki olumlu ve olumsuz etkilerini bilmek gerekir. Çocuğu tanımada kullanılan teknikler test dışı teknikler ve test teknikleri olmak üzere iki grupta ele alınarak incelenebilir.

ÇOCUKLARI TANIMADA KULLANILAN TEST DIŞI TEKNİKLER

Çocukları tanımada kullanılan test dışı teknikler; gözlem, kendini anlatma teknikleri, başka­larının kanılarına dayalı teknikler ve etkileşime dayalı teknikler şeklinde sıralanabilir.

GÖZLEM

Gözlem, bir kimsenin diğer bir kimse hakkında duyu organları ile bilgi edinmesi veya çocukların farklı ortamlarda, farklı davranışları ile ilgili bilgi toplama tekniği olarak tanım­lanabilir. Gözlem bir çocuk ya da grup hakkında yer, olay, nesne, durum ve şartlara göre bilgi toplamak için maksatlı, belirli bir amaca yönelik gözetleme ve duyma işidir. Kısaca gözlem, bilgi toplama tekniklerinden biridir. Gözlem birkaç şekilde yapılabilir.

Gelişi Güzel Gözlem: Herhangi bir plan yoktur. Amaç belirlenmediği için doğal ortamda rastgele elde edilir. Örneğin, öğrenciye rehberlik ederken çocukları rastgele gözlemleme olabilir.

REPORT THİS AD

Sistemli Gözlem: Neyin nerede, ne zaman gözleneceğinin önceden tespit edilerek, ama­cının belirlendiği, belli kurallara uyularak yapılan gözlemdir (Planlama). İzleme sonuçları bir form üzerine kaydedilir (Gözlem ve kayıt). Sonuçlar daha sonra değerlendirilir (Yorum­lama). Geçerliliği ve güvenirliği vardır. Ancak, gözlemlenen kişi, bu durumdan haberdar olmamalıdır. Örneğin, çocuğu sınıf ortamında oyun oynarken, yemek yerken gözlemek.

Özel Durumlarda Gözlem: Belli durumlarda çocukların nasıl bir tepki gösterdiğine ba­kılarak kişilik özellikleri hakkında bilgi toplamadır. Örneğin, çocuğun bazı engellemeler karşısındaki tepkisini anlamak için gerçek yaşam koşullarına uygun özel durumlar yara­tılır; tepkiler izlenir ve değerlendirilir.

Gözlem Yaparken Uyulması Gereken İlkeler

Bu ilkeler şu şekilde sıralanabilir:

Belirli bir zaman süreci içinde yalnızca bir kişi gözlenmelidir.
Gözlem için o duruma özgü ölçütler kullanılmalıdır.
Gözlem, belli bir zaman sürecini kapsayacak biçimde yapılmalıdır.
Kişi değişen ve doğal konumlar içinde gözlenmelidir.
Gözlemlerden elde edilen veriler, diğer tekniklerden elde edilen verilerle bütünleştiril- melidir.
Gözlem uygun koşullar içinde yapılmalıdır. Gözlenen kişi gözlendiğinin farkına varma- malıdır.
Birey bütün olarak gözlemlenmelidir. Bireyin farklı yönleri ayrı ayrı değerlendirilerek yeni gözlenen her davranışa ve özelliğe eşit değer verilmelidir.
Gözlemler kaydedilirken olayla yorum, öznel olanla nesnel olan birbirine karıştırılma­malıdır.
Gözlemler belleğe güvenmeden ve zaman yitirmeksizin özenle kaydedilmelidir. Kay­detme işlemi gözlemden hemen sonra yapılmalıdır.
inceleme konusu olan özellik için kritik sayılabilen davranışlar ayrıca gözlenmelidir.
Gözlem sonunda bireyin içinde bulunduğu tüm koşullar dikkate alınarak, sonuçlar dik­kate alınarak yargıya varılmalı, sonuçlar öğrenciyi etiketlemek için değil ona yardım etmek amacıyla kullanılmalıdır.



Gözlem Listeleri

Gözlemcinin dikkatini gözlenebilir, belirli bir kişilik özeliklerine ve davranışlara yöneltmek amacıyla hazırlanmış olan gözlemlerin kaydedilmesinde kullanılan araçlardır. Gözlem listelerinde çocuğun yaşına, gelişim düzeyine uygun olarak düzenlenmiş bir seri betimleyici sıfat ya da davranış ifadeleri bulunur. Gözlem listeleri, gözlemcinin gözlediği, bireyde olan davranışların ya da özeliklerin bir çizelgeye bağlanmasıdır.

Özellik Kayıt Çizelgesi

Gözleme dayalı bu araçlar da gözlem listelerine benzer olarak çocukların çeşitli alan­lardaki özeliklerini gözlemleyip belirlemek ve o alandaki durumunu ortaya koyabilmek amacı ile geliştirilmiş araçlardır. Eğitim sürecindeki çocukların değişik alanlardaki özellik­lerden ne kadarını gösterebildiği saptanarak, onlar için özel yardım ve rehberlik hizmeti sağlanabilir.

Anekdot Kaydı

Gözlem sonuçlarının kaydedilmesi amacıyla geliştirilmiş özel bir formun adıdır. Uzman, öğretmen ya da yöneticiler tarafından gözlenen çocukların olumlu veya olumsuz oldu­ğunu düşündükleri davranışlarının ayrıntılı ve objektif bir şekilde kaydedilmesi tekniği­dir. Anekdotlar her çocuğa ayrı olarak hazırlanır. Kart şeklinde olabildiği gibi, anekdot özetleme formları geliştirilerek, toplu dosyalara aktarılmak üzere zarf içinde bulunabilir. Anekdotlarda, çocuğa ait tüm gözlemler kaydedilmez. Sadece dikkate alınması gereken davranışlar kaydedilir.

Derecelendirme Ölçeği

Çocuğun bireysel gelişimine yönelik olarak kullanılması önerilen bu tip araçlar, okul prog­ramının belirlenmesinde rehberlik eder. Bireysel ya da küçük gruplara uygulanabilecek bu tip araçların çocuklar hakkında karar verme sürecinde çocukları etiketlemeye yönelik sonuçlardan kaçınmak gerekir. Gelişimsel kontrol listeleri ve standart testler, çocukların zayıf ve güçlü yönlerini gösterdiği gibi bazı özel becerilerin ve yeteneklerin ortaya çıkma­sında da önemli ipuçları verir.



KENDİNİ ANLATMA TEKNİKLERİ

Otobiyografi

Bireyin kendi yaşam öyküsünün kendisi tarafından yazılı olarak anlatılması tekniğine otobiyografi denir. Otobiyografi çalışmaları aracılığıyla kişinin kendini nasıl algıladığı hakkında bilgi sahibi olunur. Otobiyografide kişi ne gibi gereksinmeleri olduğunu, bun­ları nasıl ifade ettiğini ve nasıl doyurduğunu, çevrenin beklentilerini nasıl karşıladığını, güçlüklerle nasıl baş ettiğini, kimlerden destek gördüğünü ya da görmediğini, kimler­le çatıştığını ya da kimlerden hoşlandığını yansıtabilir. Otobiyografinin amacı, bireyin davranışlarının gerisinde yatan gereksinimleri, bastırılmış duyguları, tutumları ortaya çıkararak bireyin rahatlamasını sağlamaktır. Ayrıca otobiyografi, bireye zayıf ve üstün yanlarını, başarı ve başarısızlıklarını ve yaşantılarını yaşama fırsatı vermektir.

Arzu Listesi

Özellikle okul öncesi eğitim ve ilköğretimde kullanılabilen bu teknik aracılığıyla çocuğun doyurulmamış arzularını, açığa vurmadığı duygularını, güdülerini umut ve beklentilerini ortaya çıkarmak mümkün olabilir. Bu teknik okul öncesi eğitimde ve ilköğretim birinci sınıfta sözlü olarak, sonraki sınıflarda yazılı olarak kullanılabilir. Bu teknikle kişinin ken­dini daha iyi anlamasına, iç görü kazanmasına yardımcı olunabilir.

Zaman Cetveli

Çocukları tanımada bize bilgi sağlayacak diğer bir yol ise onun günlük zamanını nasıl değerlendirdiğini, hangi aktivitelere ne kadar zaman harcadığını ve buna ilişkin duygu ve düşüncelerini öğrenmektir. Çocuklara doldurtulacak zaman cetvelleri, bu bilgilere ulaşmanın yanı sıra kişinin zamanı iyi kullanma konusunda da kendini disipline edebil­mesine yardımcı olabilir.

Problem Tarama Listesi



Bireyi rahatsız eden durumların belirlenmesi amacıyla önceden hazırlanmış problem ifade eden sözcüklerden oluşur. Basit ifadelerle çocuklar için sorun oluşturan problem­ler tespit edilebilir.

Soru Listesi

Soru listeleri, öğrenci hakkında öğrenilmek istenen bazı genel bilgileri elde etmek üzere düzenlenir. Bunlara öğrenci tanıma fişi de denilebilir.

BAŞKALARININ KANILARINA DAYALI TEKNİKLER

Sosyometri

Bir grubun sosyal dokusunu, üyeler arşındaki iletişimi ve birbirlerine olan uzaklığı gör­mek amacıyla uygulanan bir tekniktir. Okulöncesi dönem çocukları çok temel düzeyde sosyometri tekniklerinden yararlanabilirler.

Kimdir Bu?

Çocukların sınıf içerisinde arkadaşlarını ve kendilerini nasıl gördükleri, nasıl tanıdık­ları, arkadaşlarının hangi özeliklere sahip oldukları konularındaki düşüncelerinin neler olduğunu anlayabilmek amacıyla kullanılan bir tekniktir. Öğretmen, öğrencilere soru­lar sorarak bu tekniği kullanabilir. Bu teknik ile çocuğun sosyal ilişkileri değerlendirilir. “Kimdir bu?” tekniği ile çocuğun kendini ve çevresini nasıl tanıdığı hakkında önemli bil­giler edinilir. Ayrıca bu teknikle çocuğun ortama ve arkadaşlarına uyumu hakkında bilgi edinilir. Bu teknik kullanılırken çocukların olumsuz yönlerinden çok olumlu yönlerinin vurgulanması önemlidir.

Sosyal Uzaklık Ölçeği

Sosyometri ve “Kimdir bu?” gibi grup içi ilişkiler hakkında bilgi edinmeye yarayan bir diğer araç da sosyal uzaklık ölçeğidir. Bu ölçekte sınıf üyeleri beşli betimsel derece­lendirmeye göre değerlendirilir. Bu teknik vasıtası ile çocukların sınıftaki sosyal ilişkileri belirlenir. Bu bilgilerden öğrenciyi tanıma ve sınıf ilişkilerini geliştirme amacıyla yararla­nılabilir.

ETKİLEŞİME DAYALI TEKNİKLER

Görüşme

Bireyi tanımak amacıyla, görüşme tekniğini kullanmasını bilen bir birey tarafından yapılan, zamanı, yeri belli olan bir plan dâhilinde düzenlenen etkileşim sürecidir. Görüşme tekniği ile birey (çocuk) ve çevresi hakkında ayrıntılı bilgi elde edilebilir.

Ev Ziyaretleri

Ev ziyaretleri, çocuğun aile ortamı hakkında bilgi toplayarak çocuğun kendi kendini tanıma­sı konusunda yardımcı olmak amacı ile yapılır. Ev ziyaretleri aynı zamanda okul aile iş bir­liğini de destekleyici bir yöntemdir. Ev ziyaretleri vasıtası ile uzmanlar, ailelerin çocuklarına ilişkin planları, beklentileri ve tutumları hakkında bilgi sahibi olabilirler.

Drama ve Oyun Etkinlikleri

Özelikle okul öncesi dönemde çocuğun en önemli uğraşı oyun oynamaktır. Aileler ve eği­timciler çocuğun oyunlarını izleyerek çocuğun ilgi alanları, bilgi düzeyi, sosyal ve duygu­sal gelişimi hakkında fikir sahibi olabilirler. Çocuğun oyun ortamında oyuncaklarla ilişkisi, oyunda aldığı roller, benimsediği davranış kalıpları, kurallara uyma düzeyi ve grupla iş birliği yapma gibi çok sayıda beceri gözlenerek çocuk hakkında bilgi edinilebilir. Oyun aracılığı ile çocuk kendini tanıma, üstün ve zayıf yönlerini anlama fırsatı bulabilir.

Bireyin kendini anlatması yaklaşımı içinde yer alan sosyometri kuramına dayanan psikodrama, bireyin kendisini oynaması, duygu, düşünce, korku ve algılarını oyun içinde anlatması tekniğidir.

Gelişim Dosyaları (Portfolyolar)

Çocuk hakkında genel bir değerlendirme yapabilmek için çok sayıdaki ve çok çeşitli alan­lardaki gelişimsel ürünleri ve sonuçları içeren çocuğa ait özgeçmiş dosyasıdır. Gelişim dosyalarının en önemli özelliği, belli bir amaca yönelik olarak hazırlanması ve sistematik olmasıdır. Gelişim dosyaları eğitim sürecinin sonu değil, sürecin kendisidir. Portfolyonun oluşturulmasında çocuğun aktif katılımı esastır. Portfolyo içindeki ürünlerin büyük kısmı, çocuk tarafından seçilmiş ve dosyaya konulmuş olmalıdır. Çocukların kendi çalışmala­rı hakkında duygu ve düşüncelerini belirtmeleri, kendi kendilerini yönetme becerilerini geliştirdiği gibi, öz değerlendirme becerilerini de geliştirir. Portfolyo, çocuğun bireysel çalışması gibi görünse de aslında öğrenme sürecinin bir yansımasıdır ve çocuğun öğret­meniyle, arkadaşlarıyla ve ailesiyle etkileşimlerinin, paylaşımlarının da somut örneklerini yansıtır.

ÇOCUKLARI TANIMADA KULLANILAN TEST TEKNİKLERİ

Çocukları tanımada kullanılan test teknikleri; yetenek testleri, kişilik ve zekâ testleri ola­rak gruplandırılabilir.

Yetenek Testleri

Yetenek testleri maksimum performansı ölçen testlerdir. Bu testler, genel yetenek ve özel yetenek testleri olmak üzere iki grupta toplanmaktadır. Yetenek testleri; özelikle eğit­sel ve mesleki rehberlikte, çocuğun yöneleceği öğrenim alanı, seçeceği kurs, ders ve ders dışı meslek seçiminde yeteneklerinin belirlenmesinde önemli rol oynar.

Kişilik Testleri

Kişilik testleri, bireyin kişilik özelikleri hakkında bilgi toplamaya yarayan testlerdir. Kişilik testlerini uygulamak, puanlamak ve puanları yorumlamak bir uzmanlık işidir. Özellikle projektif testlerin klinik ortamda uygulanması gerekmektedir. Türkiye’de kullam’an baş­lıca kişilik testleri, Minnesota Çok Yönlü Kişilik Envanteri, Hacettepe Kişilik Envanteri, Bier Cümle Tamamlama Testi, Rotter Cümle Tamamlama Testi, RORSCHACH MürekKep Lekeleri Testi, Good Enough Resim Çizme Testleridir.

Zekâ Testleri

Zekâ testleri, klinik psikolojide bazı sorunların tespit edilmesinde yardımcı araçlar olarak kullanılabilmektedir. Ev ortamında ya da okul ortamında; öğrenme güçlüğü, aşırı hare­ketlilik ve dikkat eksikliği, uyum, davranış problemleri yaşayan çocuk ve gençlere zekâ testi yapılması gerekebilir. Zekâ testinde sayısal veriden çok testin alt bölümlerine dikkat edilerek çocuğun hangi alanlarda yaşından istenen düzeyde, hangi alanlarda daha ileri­de ya da hangi alanlarda daha geride olduğu öğrenilir ve bu bilgiler aileye aktarılır. Elde edilen bu veriler doğrultusunda yapılması gerekenler, izlenmesi gereken yol ailenin de desteği ile belirlenir. Zekâ testinden elde edilen verileri yorumlamak ve çocuk için kullanı­labilir hâle getirmek için, mutlaka çocuk ve ailesiyle görüşülmeli, çocuğun ev, okul, arka­daşlık ilişkileri hakkında veri toplanmalıdır. Çocukla ilgili olarak elde edilen bütün veriler, çocuğun güçlü ve güçsüz yanlarını belirlemede yol gösterici olur. Güçsüz yanlarına göre verilmesi gereken destek belirlenir. Bu destek anne ya da baba tarafından olabileceği gibi öğretmen veya uzman tarafından da olabilir.

KONU ANLATIMI NOTLARININ TAMAMI ORHAN ER HOCAMIZA AİTTİR.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.